Geçen yazımda size hamilelik yogasına başladığımdan bahsetmiştim
Yüzme mi yoga mı derken başladı her şey…
Başta yüzmeye gideyim istiyordum, gittim de
Ama İstanbul’da doğru düzgün bir havuz bulmak çok zormuş
Adamakıllı sağlıklı havuzlar da otellerin havuzuymuş
Ben de bir tanesini gözüme kestirdim, azıcık parama da kıyarak
Ama ıııh olmadı!
Gidiş-gelişi, masrafı ve en önemlisi havuza giren çıkanı gördükçe beni çok soğuttu
Bir Allahın kulu da kadın olmaz mı?

Kıllı göbekli adamlarla tek başıma yüzmek de hiç içimden gelmedi…
Sonra yogayı araştırmaya başladım ve hem bana daha yakın hem de gönül rahatlığıyla gidebileceğim bir yer keşfettim.
Şimdi haftada iki kez bir saat yoga yapıyorum ve kendimi çok daha iyi hissediyorum!
Sanırım bu sayede normal doğuma daha sıcak bakabiliyorum.
Doğumumu ve korkularımı kontrol altına alabileceğime inanıyorum.
Umarım bu son ana kadar böyle devam eder…
Ne yalan söyleyeyim yoga felsefesini araştırmadım…
Çok da ilgilenmiyorum…
Ama zihinsel ve fiziksel olarak vücuduma ve bebeğime yararlı olduğuna sonuna kadar inanıyorum.

Hareket başladı
Bu arada tarifsiz sevinçler içerisindeyim
19. haftada minik minik acaba mı dediğim bebek hareketleri şimdi kesildiğinde beni merak içinde bırakıyor :)
Bu eğlenceli kıpırtılar seğirme gibi, içimde pıt pıt bir şeyler atıyor sanki
Bebeğimin hareketlerini en çok dinlendiğim zamanlarda hissediyorum
Bir de tatlı yediğimde!
Ağzıma bir parça çikolata attığımda kıpırdanmaya başlıyor!
İnsan galiba anne olacağını da gerçekten bu zamanlarda hissetmeye başlıyor.
Tabii tekmelerin şiddeti arttığında aynı güzel duyguları hala hissedebilecek miyim bilmiyorum!
Bunu da zaman gösterecek…

Paylaşmak ister misin?

Submit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile