Gizem’in çığlıyla irkildim. Koşarak içeri gittiğimde Gizem’i koridorun köşesine sinmiş halde buldum. “içerde! İçerde! Git bak!” diyerek banyoyu gösteriyordu. Demek ki tadilattan sonra kapak taktırmaya üşendiğim küvetin altındaki boşluğa fare dadanmıştı. Fareyi nasıl yakalayacağımı düşünerek banyoya girdiğimde küvetin kenarında duran gebelik testini fark ettim,

Az önce aldığım gebelik testini unutmuş olmam, baba olma fikrine ne kadar uzak olduğumu gösteriyor sanırım.

Göğsümdeki hafif sıcaklık, çift çizgiyi fark edince bütün vücuduma yayıldı, sonra geçti, tekrar televizyonun karşısına oturdum taa ki 16. Haftaya kadar. 16.haftada televizyonun başından kalktım, çünkü artık bebeğin cinsiyetini öğrenmiştik. Elbette ki mesele bebeğin cinsiyeti değil, olayın somutlaşıyor olmasıydı.

Doktor “Kız” deyince ilk seferki kadar şiddetli olmasa da yine bir sıcaklık hissettim, sıcaklık yine geçti, ama bu sefer dilime bir şeyler vurmaya başladı. “Eee kızım naapıyo? Kızım uyuyo mu? Kızımla nereye gittiniz bugün?” gibi geyikler yapmaya başladım, Hislerimde belirgin bir değişiklik olmasa da bu dilin beni yavaş yavaş baba yapacağını anladım.

Galiba bu geyikleri “madem babalık hissi bana gelmiyo, en iyisi ben ona gideyim” diye yapıyordum. Babalık depresyonu gibi şeyler henüz yaşamadım. Yaşayacağımı da sanmıyorum. Bu benim değişikliklere kolay kolay anlam yüklemeyen yapımdan da kaynaklanıyor olabilir ama, sanırım baba olmak benim için bir sabah uyandığımda olduğum şey değil de bir gün dönüp geriye baktığımda çoktan içinde bulunduğum şey olacak.

Paylaşmak ister misin?

Submit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile