20. haftaya geldik, artık etrafımdaki bebeklere bakarken yakalıyorum kendimi. Bizimki acaba nasıl olur? Böyle mi ağlar? Yürüyene kadar mı daha zor olur, yürüdükten sonra mı? Soru sormaya başlayınca arkası kesilmiyor, en iyisi şimdilik bunları düşünmemek... 
Arkadaşlarımdan sıklıkla duyuyorum: ” Eee bundan sonra nasıl olacak bakalım, eskisi gibi gezmek tozmak yok artık, hehehee...”.

Böyle olduğunu düşünmüyorum. Çocuk sahibi olmak da evlenmek gibi aslında; yeni bir hayata başlamak ikisi de. Yeni hayata başlamak, eğer işi gücü bırakıp Katmandu’ya yerleşmek gibi sıra dışı bir şey değilse, toplumun ortalama beklentileri içinde kalıyorsa, kulakta çınladığı kadar büyük bir şey değil bence. Yeni hayatında ister “evli adam” ol, ister “çocuklu adam”, eğer hayatta zevk aldığın şeyleri (biraz dönüştürerek de olsa) yapmaya devam edebiliyorsan problem yok demektir. Evlilik konusunda şanslı hissediyorum kendimi, çünkü zaten ortak arkadaşlarımız, ortak zevklerimiz var, hayatımın çok değiştiğini söyleyemem.

“Çocuklu adam” olma kısmına gelecek olursak; “Hadi kızım bi lokma daha!” diyerek elimde mamayla koşuşturursam eğer, “amma zırvalamışım zamanında” der miyim bilmiyorum ama hiç üşümesin, hiç düşmesin, hiç yorulmasın, hiç ağlamasın, hiç kızmasın diye hayatı üçümüz için de zorlaştıracağımı sanmıyorum. Her ne kadar ait olduğum yerlerde işler böyle yürümese de, ait olmadığım yerlerde bunun yapılabilir olduğunu gördüm, ya da en iyisi hiç kasmadan diyeceğimi diyeyim de rahatlayayım: “Avrupa’da adamlar el kadar bebelerle her yere gidiyo kardeşim, nedir bizdeki bu karın ağrısı!”

Paylaşmak ister misin?

Submit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile