İstatistiklere göre her türlü elektronik haberleşmenin yüzde 75’i ile dünyadaki teknik ve bilimsel yayınların yüzde 95’i İngilizce yapılıyor. Bu da günümüzde İngilizcenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Peki Türklerin İngilizceyi öğrenirken yaşadıkları sıkıntılar neler? Wall Street Institute Yönetim Kurulu Başkanı Dündar Uçar’a göre pratik eksikliği ve klasik sınıf sistemi, İngilizce öğrenme sorununda en önemli iki etken.

İstatistiklere göre her türlü elektronik haberleşmenin yüzde 75’i ile dünyadaki teknik ve bilimsel yayınların yüzde 95’i İngilizce yapılıyor. 2 milyardan fazla insan İngilizce öğreniyor; 900 milyon insan ise ikinci dil olarak İngilizce konuşuyor. Peki Türkler İngilizce öğrenirken hangi konularda zorluk yaşıyor? Wall Street Institute Yönetim Kurulu Başkanı Dündar Uçar, bunun nedenini insanların pratik yapamamalarına ve eğitim sistemindeki eksikliklere bağlıyor.

İngilizce öğrenmenin çok kolay olduğu ve bu dili öğrenmek için sadece öğretmen eşliğinde çalışmanın yeterli olacağı inancı hakim. Oysa günümüzde sadece öğretmen eşliğinde dil öğrenmeye çalışmanın yetersiz kaldığı çok açık. Tekrar etmek ve pratik yapmak, dil öğreniminin iki olmazsa olmazı. Bugüne kadar Türkiye’de 50 binin üzerinde öğrenciye İngilizce eğitimi veren Wall Street Institute Yönetim Kurulu Başkanı Dündar Uçar, Türkiye’nin İngilizce dil öğrenimindeki eksikliklerini ve yapılması gerekenleri aktarıyor; “Eğer dil öğrenmek istiyorsak dil öğrenmenin piyano çalmak, resim yapmak veya basketbol oynamak gibi bir beceri işi olduğunu kavramalıyız. İngilizce öğrenmek isteyen kişi de İngilizce öğrenmenin bir beceri işi olduğunu bilerek yola çıkmalı.” diyor. “İngilizce Öğrenmek Basketbol Öğrenmek Gibi Olmalı” 1980’li yıllardan bu yana önde gelen dil bilimcileri, dilin bir beceri olduğunu ve beceri edinmek için de kişinin yeterince pratik yapmasının gerekliliğini belirtiyor.

Wall Street Institute Yönetim Kurulu Başkanı Dündar Uçar: “Bunu bir basketbol oyunu gibi düşünün; topla ne kadar çok pratik yaparsanız, o kadar oyuna hakim olursunuz ve rahatlıkla basket atmaya başlarsınız. Wall Street Institute olarak biz; dil okullarımızdaki eğitim sistemini bu şekilde yapılandırdık. Bu yapıya “Blended Method” diyoruz. Bu metot, bir çocuğun ana dilini öğrenme yolu esas alınarak oluşturulmuştur. WSI’da öğrenme süreci; dinleme, anlama, tekrar, okuma, ölçme ve uygulama ile devam eder. Bu süreç ezber gibi yapay değil, ana dili edinme gibi doğal bir süreçtir”.

“Klasik Sınıf Sisteminden Kurtulmak Gerekli ” Dil öğretiminde yaygın olarak uygulanan öğretmen merkezli, ezbere dayalı klasik sınıf sisteminde; dersi hazırlayan da, kontrol eden de, anlatan da öğretmendir. Bu nedenle öğrenci, yeterince pratik yapma imkanı bulamaz. Birçok gereksiz konuyu ezberlemek zorunda kalır. Wall Street Institute Yönetim Kurulu Başkanı Dündar Uçar bu sistemde dil öğrenmenin mümkün olamayacağından yola çıkarak dil eğitimdeki eksikliklerle ilgili şunları söylüyor: “İlkokuldan itibaren İngilizce ile ilgili ders programlarımız ve metodumuz yanlış. Bir kere sınıflarda seviye farklılıkları var. Bu nedenle öğretmen seviye olarak ortada bir yeri hedefliyor.

Konular iyice özümsenmeden geçiliyor ve başarılı bir eğitim verilemiyor. Böylece yıllar boyunca İngilizce eğitimi alan ama İngilizce konuşan biri ile karşılaştığında, bir cümle bile kuramayan gençler yetişiyor. Oysa öğrenciye her sene çok az şey öğretilmeli. Mesela, 1. sınıfta sadece 20-25 tane basit cümle yapısı verilebilir ve bu basit cümleler içerisindeki bazı kelimeler değiştirilerek bol miktarda pratik yaptırılabilir. Bu sayede yukarı sınıflara geldikçe öğrencinin cümle tiplerinin büyümeye başladığını gözlemleyebiliriz. Öğrenci, 300 tane cümle tipi öğrenmiş ve 1.000 tane de kelime bilgisine sahip olabilir. Böylece İngilizcenin olmazsa olmaz ve ilk etapta kullanması gereken temel cümlelerini -İngilizceyi bilerek- konuşabilir”.

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile