Diş hekimliğinde büyük gelişme yaşanıyor. Kaybedilen dişlerin yerine getirilmesine olanak sağlayacak kök hücre yöntemi ile yakın gelecekte diş tedavisi ile ilgili dolgu, kanal tedavisi ve minör cerrahinin sonlandırılması bekleniyor.

Son yıllarda çığır açıcı bir gelişime olarak kaydedilen kök hücre tedavisinin gelecekte diş tedavilerine farklı bir boyut kazandırması bekleniyor. Kök hücre tedavisinin ilerisi için gerçekten de büyük umut vaat ettiğini ifade eden Diş Hekimi Emek Saran yakın gelecekte, kaybedilen dişlerin yerine getirilmesini olanaklı kılacak kök hücre yöntemi ile kök kanalının en dayanılmaz sembolü olan diş dolgusu, kanal tedavisi ve minör cerrahinin sonlandırılacağına dikkat çekiyor. Son yıllarda, hastanın kendi iyileşme potansiyelinin kullanıldığı ‘rejeneratif ’ yöntemler üzerinde ağırlık kazanan bilimsel araştırmalar, Steem Cell çalışmasını gündeme getirdi. Vücudun kendi doku ve organlarının tekrar büyümesi için yapılan tedaviler genel olarak rejenaratif tıp olarak adlandırılıyor. Tam anlamıyla araştırılması sonuçlanmamış kök hücre çalışması olan Steem Cell ile 20 yaş ve süt dişlerinden alınan kök hücre ile dişlerin yeniden çıkması sağlanabiliyor. Süt dişi ve 20 yaş dişleri, insan vücudunda kemik, kıkırdak, kas, sinir hücre ve dokularına dönüşebilme potansiyeli bakımından ön planda yer alıyor.

Kök hücre kaynağı olarak süt dişi pulpasının büyük önem taşıdığını anlatan Diş Hekimi Emek Saran Amerika’da annelere çocuklarının süt dişlerini atmamaları, gerektiğinde kullanılmak üzere özel merkezlere gönderilerek saklanması konusunda çağrı yapıldığını söylüyor. Saran: “Kök hücre tedavisi için kordon kanı bankacılığı kadar diş bankacılığının da bu anlamda önemli olduğunu düşünüyorum. Diş bankacılığı sayesinde, dökülen süt dişlerinden alınarak muhafaza edilen kök hücreleri, kaybedilen dişlerin yerlerine ekilerek yeniden diş çıkması sağlanabilir. Diş kök hücrelerinin, yetişkin kök hücrelerine nazaran tam gelişmemiş ve farklılaşmamış olması sebebiyle çok fazla doku tipi oluşturma potansiyeline sahip olduklarına inanılıyor. Diş kök hücreleri; kemik, kıkırdak, kalp, kas ve sinir hücre ve dokularına dönüşebilme potansiyeline sahip olmaları bakımından da büyük önem taşıyor.” Kök hücrelerin sahip oldukları çoğalma ya da başka hücre çeşitlerine dönüşme özelliği, bilim adamlarını bu hücrelerin yeni kullanım alanlarını keşfetmeye itiyor. Son zamanlarda hayvanlarda yapılan çalışmalar, ‘pulpa’ olarak bilinen, dişin kritik canlı dokusundaki kök hücrelerinin tekrar büyüme gösterdiğini gösteriyor. Pulpaya uygulanan rejenarasyon ile tüm dişlerin vital olarak kalması amaçlanıyor.

Dişlerin kök hücre için saklanması sürecinin titizlikle yürütülmesinin önemini vurgulayan Saran “Dişler, pulpanın ve dolayısı ile kök hücrenin canlılığını yitirmemesi için özel solüsyonlu kit içerisinde diş bankasına ulaştırılıyor. Kitlerin içinde, çekimden sonra 15 dakika içinde dişin içine konulması gereken ve oda sıcaklığında 52 saat bekleyebilen özel solüsyon bulunuyor. “ şeklinde açıklıyor Gerek hücrelerin saklanması, biriktirilmesi; gerekse kullanım alanları açısından, yasal ve etik tüm koşullar yerine getirildikten sonra uygulanması; tam anlamıyla kontrollü olarak yapılmasının önemine dikkat çeken Saran kök hücre ile ilgili insan testlerinin 2015 yılında başlamasının planlandığını ifade ediyor.

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile