Yüzde yaygın kızarıklık şikayetinin en sık nedenlerinden biri olan Rozasea (Gül hastalığı); sıklıkla açık renk deri tipine sahip bireylerde görülen bir hastalıktır. Rozasea hastalığının, kadınları erkeklere oranla daha fazla etkilemekte olduğu gözlemlenirken, erkeklerde ise genellikle daha şiddetli seyrettiği tespit edilmiştir. Hastalığın en sık görüldüğü dönemler ise 40-50 yaş arası olup 20 yaşın altındaki kişilerde çok nadir görülür.

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Didem Mullaaziz; Rozasea’nın hayatı tehdit eden bir hastalık olmamakla birlikte yüzde kızarıklık ve yanma hissine neden olmakta, hafif ataklarla başlayıp zamanla kalıcı hale gelmektedir.

Dr. Mullaaziz, hastalığın yüzde görülmesinin ise psikolojik olarak kendine güvende azalma, utanç hissi ve sosyal ilişkilerinde azalma gibi yaşam kalitesini olumsuz etkileyen sonuçlara neden olduğunu vurguladı. Rozasea hastalığının nedenleri henüz netlik kazanmamakla birlikte genetik faktörlerin etkili olduğu ve hastaların %30 ila 40’ında Rozasea hastası bir akrabanın olduğu tespit edilmiştir.

Hastalığın nedenleri arasında demodex folliculorum maytına karşı gelişmiş bir aşırı hassasiyetin olduğundan da şüphe edilmektedir. Psikolojik stres de bu hastalığın en önemli tetikleyici faktörlerindendir. Vasküler duyarlılığa bağlı olarak güneş ışınları, aşırı sıcak ve soğuk hava, alkol, baharatlar ve sıcak içecekler; yüzdeki kılcal damarların genişlemesine ve kızarıklık atakları ile birlikte yüzde yanma hissine neden olmaktadır. Hamilelik, adet ve menopoz sonrası dönemler gibi hormonal değişikliklerin yaşandığı zamanlarda Rozasea şikayetlerinin de arttığı gözlemlenmiştir.

Rozasea Hastalığının Klinik Özellikleri

Rozasea hastalığı yanaklar, burun, çene, alın gibi yüzün orta kısımlarında oluşmakta, yüzde kızarma ve yanma atakları ile başlayıp sonrasında ise kalıcı kızarıklık, kılcal damarlanma artışı, deride ödem ve doku büyümelerine neden olmaktadır. Rozasea, yavaş ilerleyen bir hastalık olup başlıca dört dönemde izlenmektedir.

I. Dönem: Başlangıç dönemi olup kızarıklık ve yanma ataklarının sıklığı zamanla artış göstermektedir. Kozmetik bakım ürünleri, temizleyiciler ve hatta bazı güneş koruyuculara bile cildin toleransı azalmaktadır.

II. Dönem: Kızarmanın yüzün ortasında kalıcı olmaya başladığı dönem olup telenjiektaziler (kılcal damarlar) oluşmaya başlar.

III. Dönem:

Yüzdeki kızarıklık kalıcı hale gelir, kılcal damarlar artar, yanaklarda hafif ödem ve sivilce benzeri iltihaplı kızarık kabarıklıklar gözlenir. Bu dönemde konjuktivit, göz kapağı iltihaplanması, kirpik diplerinde kızarıklık ve kepeklenme gibi göz tutulumu belirtileri de izlenebilir.

IV. Dönem:

Deri ve göz tutulumu daha da artmaktadır. Burun kanatlarında, yanaklar ve çenede kılcal damarlar daha da genişler. Sebase bezlerin fibrosis ile büyümesi deride kabalaşmalara neden olmaktadır. Rozasea Klinik Belirtilerini Arttıran Faktörler; • Yiyecekler; karaciğer gibi sakatatlar, ekşi krema, çikolata, vanilya, soya, sirke, patlıcan, portakal, mandalina, domates, acılı yiyecekler

• İçecekler; alkollü içeceklerden kırmızı şarap, bira, cin, votka ve şampanya, sıcak içecekler

• Stres • Kozmetikler; alkol ve parfüm içerenler bakım ürünleri, aseton

• Çevresel ısı değişimi; sauna, sıcak banyo

• Dış etkenler; güneş, rüzgar, soğuk

• İlaçlar; kortizon içerikli kremler, damar genişletici sistemik ilaçlar

• Sistemik durumlar; kronik öksürük, kabızlık • Hormonal değişiklikler; hamilelik, adet dönemleri, menopoz sonrası

• Egzersiz Rozasea’nın Tedavisi Tedavide ilk basamak; Rozasea hastalığına neden olan faktörlerin azaltılmasıdır. En önemlisi ise güneşten korunmadır. Stres, egzersiz, acılı yiyecekler ve alkol kullanımı kısıtlanmalıdır. Yüz, ılık su ile yıkanmalı, sıcak veya soğuk sudan kaçınılmalıdır. Hassas cilt yapısına uygun bir temizleyici ürün seçilerek, yüzü kurulamak için yumuşak bir havlu kullanılmalıdır.

Aşırı yağlı ürünler, alkol, mentol, nane, okaliptüs yağı gibi kurutucu içerikli ürünler ve parfümlü kozmetiklerden kaçınılmalıdır. Güneş koruyucu ürünler; hem UVA ve hem UVB ışınlarına karşı koruyucu olmalı, en az 30 faktör koruma düzeyinde ve kimyasal içermeyen, fiziksel güneş koruyucular tercih edilmelidir. Güneş koruyucular sadece yaz mevsiminde değil tüm yıl boyunca kullanılmalıdır. Güneşe çıkılmadan 20 dakika önce sürülmeli ve 4 saat aralıklarla tekrarlanmalıdır.

• Topikal ve sitemik antibiyotikler; Tetrasiklin ve doksisiklin grubu sistemik antibiyotikler ve tetrasiklin içerikli topikal antibiyotikler 12 haftaya kadar kullanılabilir.

• Topikal metronidazol; %0.75-1 gel ve krem formları kullanılmaktadır.

• Topikal sodyum sulfasetamid losyon; metronidazole oranla daha az tahriş yapması ile tercih edilir.

• Topikal azelaik asit; özellikle iltihaplı şişlikler olduğunda etkilidir.

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile