Şekerli gıda ve içecek tüketme alışkanlığı bir bağımlılık olarak değerlendirilebilir mi? Hayatın vazgeçilmez tatlarından biri olan şeker ve şeker katılmış yiyecekler, vücudumuzda aslında tatları gibi güzel etkiler yaratıyorlar mı? Şeker kimlerine göre vazgeçilmez bir damak tadı olsa da kalp sağlığına etkileri her zaman tatlı sonuçlar doğurmuyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Zeynep Tartan, fazla şeker tüketiminin kalp sağlığına olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.

Şeker tüketiminizi dengeleyin kalp sağlığınızı koruyun

Her şekerin vücuttaki işlenme ve dönüşüm biçimi farklıdır. Vücudun, gıda içindeki şekere cevabı birçok faktöre bağlı olarak değişkendir.

Sınavda, okulda, spor sahasında ve oyun oynarken… Son dönemlerde gençler arasında da ani kalp ölümlerine sıkça rastlanıyor. Sessiz ve derinden ilerleyen kalp hastalıkları, gençleri yaşamlarının en güzel dönemlerinde aramızdan almaya yetiyor. Ani kalp ölümlerini önlemenin en önemli yolu düzenli kontroller ve kalp check up’ından geçiyor. Ani kalp ölümleri ve kalp sağlığının korunması için dikkat edilmesi gereken noktalar;

Kalp hastalıkları yaşa göre değişebiliyor

Kalbimiz vücudumuza kan pompalayan, gerekli olan malzemeleri doku ve organlarımıza ulaştıran ve vücutta işe yaramayan atıkların alternatif yollar ile uzaklaştırmasına yardım eden yaşamsal bir organdır.

Nefes darlığı ile başlayan göğüs ağrıları, günlük aktivitelerinizde zorlanma gibi belirtiler yaşıyorsanız kalp yetersizliğinden şüphelenmek için geçerli sebepleriniz var demektir. Ülkemizde giderek artan bir sorun haline dönüşen kalp yetersizliği ise çözümsüz değil.

Kalp, kan pompalamazsa yetersizlik oluşur

Kalbin çevre dokuların ihtiyacını karşılamak için gerekli pompalama fonksiyonunu yapamamasına “kalp yetersizliği” adı verilmektedir. Kalp damar hastalığı, kalp kapak hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp kası hastalıkları kalp yetersizliğine yol açmaktadır.

Şeker hastalığı, sigara, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, hipertansiyon ve genetik geçiş gibi nedenlerden dolayı kalp damarlarımızda daralmalar veya tıkanıklıklar görülebilir. Başlangıç evresinde “stent” yöntemi (kalp damarlarındaki tıkanıklık ve daralmanın özel bir aparat yardımı ile giderilmesi) ile tedavi amaçlansa da, bazı vakalarda hayati riskleri azaltmak ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla “Koroner bypass ameliyatı” gündeme gelir. Koroner bypass, hastaya yeni ve sağlıklı bir yaşam sunmaktadır; ancak bu ikinci şans, “Nasılsa damarlarım yenilendi” denerek doğru kullanılmadığında kalp damar hastalıkları yeniden kapınızı çalabilir. Memorial Ataşehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Azmi Özler, bypass cerrahisi hakkında bilgi verdi.

Halsizlik, terleme, kusma ve nefes alma güçlüğü… Tüm bu belirtiler sessiz göğüs ağrısı ile gelen bir iskemi atağına yani kalp kası beslenme bozukluğuna işaret edebilir. Ani ölüm riskini de beraberinde getirebilen sessiz iskemi, diyabet hastaları ve yaşlılarda daha sık görülmektedir.

 

Kalbin oksijen gereksinimini, gelen koroner akım miktarı karşılayamaz ise kalp kası beslenme bozukluğu (iskemi) ortaya çıkar. İskeminin en sık belirtilerinden biri ise; sessiz göğüs ağrısıdır ve çoğunlukla erken tanı konulamadığı için tedavisi de gecikmektedir.

Kalp kapak hastalıkları, ritim bozukluğu ve doğumsal kalp rahatsızlıklarının erken teşhis ve tedavisinde önemli bir rol oynayan kalp endoskopisi ile kalbinizin daha detaylı incelenmesi mümkün. Memorial Hizmet Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Rifat Eralp Ulusoy, kalp hastalıkları tedavisinde kullanılan “transözofajial ekokardiyografi” yani; kalp endoskopisinin uygulandığı durumlar ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.