Ailesine düşkün, beş çocuk sahibi mükemmel bir anne… Happily Ever After’ın kurucusu, başarılı, kendini sürekli yenileyen, enerjik bir iş kadını… Cemiyet hayatının sevilen ve başarılı isimlerinden Ayşe Kucuroğlu, Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleştirdiğimiz keyifli kapak çekimimizin ardından, MAG okuyucuları için özel hayatı ve Happily Ever After’a dair bilinmeyenleri anlattı.

Kendinizden bahseder misiniz?

Çin dili ve edebiyatı mezunuyum. Kalp sesimi dinleyip, yeme-içme peşine düştüm. Bunun sonunda ortaya 10 yıldır kurucusu ve yöneticisi olduğum restoran Happily Ever After çıktı. Beş çocuğum var ve eşime aşığım. Metal müzik de dinlerim, özgün müzikler de. Şu sıralar çocuklarıma Çince öğretmeye çalışıyorum. İstanbul’da Bebek’e aşığım. Kız kardeşlerime ve kız arkadaşlarıma düşkünüm.

Başarılı iş hayatınızın yanı sıra beş çocuk annesisiniz. Çocuklarınızı tanıyabilir miyiz?

Suna 2004 doğumlu. Sihirli güçlere ve deniz kızlarının varlığına inanıyor. Instagram’da vakit geçirmeyi ve fotoğraf çekmeyi seviyor. Matematik kulübü üyesi. Müzikalleri çok sever. Kemal, 2006 doğumlu. Tipik bir aslan burcu. Bilgisayar oyunu yazabileceğini düşünüyoruz. Osman 2008 doğumlu ve Ferrari aşığı. Arabayı alınca, ehliyeti arabayla vereceklerini düşünüyor. Çok tatlı, hareketli. Cenk 2011 doğumlu, yemek yemeye ve mutfak sohbetlerine bayılır. Selma 2012 doğumlu, benim gibi haziranda doğdu. Tipik bir ikizler burcu. Selma’nın hayranı çok. Yoğun istek üzerine Instagram açtık. Hepsi tenis oynuyor. Kalabalıktan şikayetleri yok.

Çocuklarınızı yetiştirirken dikkat ettiğiniz noktalar nelerdir?

Onların hayalleri ve bakış açıları çok önemli. Her anne-baba gibi çocuklarımızın renklerini canlı tutmak için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. En önemlisi, her zaman ne şartta olursa olsun doğruyu söylemek. Vicdanlı olmak, hayata karşı doğru soruları sorabilmek. Böylece doğrulara daha hızlı ulaşırlar.

Çocuklarınızın birbirleri ile ilişkileri nasıl?

Birbirleri olmadan yapamazlar. Her zaman iç içeler ama tabii ki arada gürültü patırtı oluyor. Çok kolay değil ama orta yol bulunuyor. Adil olmaya ve her zaman tarafsız durmaya çalışıyoruz.

Çocuklarınızın her biri için onları anlatacak birkaç kelime söyleyebilir misiniz?

Suna – müzik, Kemal – iPad, Osman – skateboard ve hız, Cenk – Angrybird, Selma – Minnie Mouse

Çocuklarınızla en çok ne yapmaktan keyif alıyorsunuz?

Onlarla müzik dinlemekten, sevdikleri restoranlara gitmekten büyük keyif alıyoruz. Birlikte müzelere ve galerilere de gideriz. Resim yapmayı çok seviyorlar. Bazen bir sanat eserinin karşısında dakikalarını harcayabilirler, o eseri çizmeye kalkarak. Koç Müzesi’ni seviyorlar. Lego yapmaya ve ailece film izlemeye bayılıyoruz.

Anneliğin en çok sevdiğiniz yönü hangisi?

Güçlü durmak. En kötü günde bile onların varlığını hissedip, dimdik durabilmek. Böylece, insan korkularından arınıyor. Sevgi, korkudan özgürleşmektir.

Eşiniz size destek oluyor mu? Aranızda nasıl bir iş dağılımı var?

Tabii ki. Eşim her zaman hayatımızın tam merkezinde. Her zaman böyle oldu. Hep birlikte hareket etmek, kişiye harika bir güç sağlıyor. Aldığım kararların her zaman arkasındadır. Çocuklarla ilgili planlarına her zaman güvenirim. Taner iyi bir eş ve aydın bir babadır.

Eşinizle nasıl tanıştınız?

Çocukluk arkadaşım Eda Kızıl Çetintürk tanıştırdı. Biraz görücü usulü oldu galiba. Sonra hiç ayrılmadık. Eda zaman zaman, yaptığı en iyi şeylerden birinin bizi bir araya getirmek olduğunu söyler.

Mutlu evliliğin sırrını paylaşır mısınız?

Samimiyet, dürüstlük ve kitaplarda yazıldığı gibi, iyi günde, kötü günde sırt sırta vermek. Aynı safta durduğunuz müddetçe, her şey su gibi akar.

Sizce aşk nedir?

Aşk, huysuzdur ama iyi huyludur aslında. Huzursuz gözükse de, belli bir noktayı yakalarsan en huzurlu, en sakin yerdir. Evdir ve güzel kokar. Aşk, üremektir de biraz. Ondan, çok olmasını istersin. Ona benzesin istersin. Çocuklar ise, aşkın şekil değiştirmiş yanıdır bana göre.

Beş çocuktan sonra da aşk hala var diyebiliyor musunuz?

Olmaz mı! Altıncıya da varım aslında. Çocuk, aşkın kimyasında güzel bir formül. Allah, isteyenlere versin. Her zaman dua ederim. Beş doğum yapmanıza rağmen harika bir fiziğe sahipsiniz.

Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

Ah bir de bana sorun! Öncelikle bıkmamak gerek. Azimle, dön başa sistemi. Her doğumda 30 kilo aldım desem! Hemen işe dönmek ya da ayaklanmak çok önemli ve mümkün olduğunca emzirmek. Doğum sonraları spora başladım hemen. Uzun yürüyüşler, hatta bebekle bebek arabasıyla yapılan koşular. Sculpture Akatlar’da vücut bakımları ve takip yardımlar aldım. Doğru beslenme ile 6 ayda kabaca inceldim. Şu sıralar Gomax yapıyorum. Oldukça başarılı, kalıcı ve yararlı bir sıkılaşma sağlıyor. Burcu Yüce ile Pole Dans Fitness yapıyorum. Hillside Club’de derslere gidiyorum ve bol bol su içiyorum. Diyet listelerinden korkan ben, ilk kez bir diyet uzmanıyla tanıştım ve gerçekten doğru ve uygun beslenmeyi bu yaşımda öğretti bana. Aslında bir anti-aging gibi Sculpture Akatlar Burcu İnce. Kendisiyle tanışmanız lazım.

Sizi her zaman bakımlı ve şık görüyoruz.Bakım ve güzellik sırlarınız nelerdir?

En iyi alışkanlığım, makyajımı eve girer girmez çıkarmak ve güzelce nemlendirmek. La Mer benim başucu nemlendiricim. Yazları mümkün olduğunca güneşten korunurum. Sisley’in doğal ürünlerinden siyah gül maskesi ve caudalie yağı ve bakımlarını severim. Her kadın gibi ben de kozmetik ürünleriyle ilgileniyorum. Makyajımı Powderroom İstanbul Elif Girgin yapar, bazen de Ömer Bilen. İyi nemlenmiş bir cilt gibisi yoktur. Babam, Balkanlı olduğu için bizim cildimiz çok kuru ve kırışmaya müsait. O yüzden nemlendirme çok önemli. Berrin Çetiner, cilt bakımımda danıştığım kişidir. Diğer yandan Happily Ever After devam ediyor.

Happily Ever After’dan bahseder misiniz?

Happily Ever After bu yıl 10. yılını dolduracak. Epey zaman geçti. Bebek’in eskileri listesine o da girdi. Küçücük başladığımız yemek serüvenine kocaman bir restoran şeklinde devam ettik. Sabah açılıp, akşam erkenden kapanan bir kafe iken, şimdilerde sabahtan geceye dek hizmet veren bir mekan olduk. Artan müdavim kitlemiz ile yolumuza devam ediyoruz. Yıllar içerisinde birçok ünlü şefi konuk ettik. Onların izali özgün tariflerini barındırıyoruz. Kendi tariflerimiz de var. Kömür ızgaramız çok başarılı. Son olarak, Murat Bozok ile bir çalışma yaptık. Yaklaşık 40 yeni tabak menüye girdi. Oldukça keyifli oldu. Ayrıca sunumlara da dokunduk.

Yeni değişiklik sonrası gelmenizi öneriririm. Yemekler muhteşem oldu. Eklektik bir tarzımız var. Restoran ve insan ihtiyaçlarına cevap veren, uygun mekaniğe sahip, eklektik bir duruşa sahip. Casual Dining kategorisinde hem boğaz manzarasına hem de büyük bahçesiyle bulvar kafesi görünümüne sahip. Happily Ever After’da, kendi tarzımızı yansıttık açıkçası.

İtalya’nın Trieste ve Amerika’nın San Francisco kentlerinde kahve konusunda toplam 3 aylık eğitim aldık. Dünyadaki önemli kahve üreticileri, kavurucuları ve yapımcılarını tanıdık. Şu anda, 3. jenerasyon kahve dükkanlarını oluşturan trende uygun olarak, hem kendi kahvemizi kavuruyor hem de dünyadaki en son teknolojiye sahip kahve ekipmanlarıyla, ister espresso ister Türk kahvesi veya coldbrew, Pour Over teknikleriyle kahve servisi yapmaktayız.

Guatemala, Etiyopta, El Salvador ve Primecup Brezilya kahvelerinden hem blend hem de single origin kahve satışı yapmaktayız. Şu an için kavrulmuş çekirdek kahve satışımız da mevcut. Kahveye verdiğimiz değeri ve önemi yansıtmak için Happily Ever After’ın içinde bir kahve barımız var. İş yaşamındaki vazgeçilmez kurallarınız nelerdir? İlk başta temiz olması, derli toplu ve dakik olması. Kişisel restoran hijyenine sahip, organizasyon yapısına uyumlu, disiplinli, dinamik, gerektiğinde özgün tabaklar yaratabilen, dünyadaki gelişmeleri takip eden genç bir şef ve aşçı ekibine sahibiz. Yeni seçimlerimizi de buna göre yaparız.

Bir gününüz nasıl geçer neler yaparsınız?

Sabah erkenden kalkar, çocuklarımı okula gönderirim. Ardından, Happily Ever After. Bir yandan, Vatan Gazetesi yazarıyım. Röportajlarım ve yazılarım da oluyor. Akşam çocuklar eve gelince, ben de eve gelirim. Arada spora ve giderim ve tabii ki arkadaşlarıma zaman ayırırım.

Kıyafet seçimiyle de oldukça beğeni toplayan bir isimsiniz. Bu noktada nelere dikkat ediyorsunuz?

Moduma göre giyinirim, hava durumu çok umrumda olmaz. Beni güne motive edecek şekilde giyinirim. Tabii ki gittiğim yerlere de arada uygun giyindiğim oluyor. Modayı seviyorum, özellikle ayakkabıları.

Giyim tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Benim stilim, beni eğlendiren cinsten. Biraz moody ve her zaman vintage. Yeni sezon ürünlerle sokak modasını birleştirmeyi severim. Desen ve rengi çok severim. Gündüz çok sportif giyinmediğimden, akşama uyarlamak kolay oluyor. Arabamda her zaman yüksek topuklu bir ayakkabı vardır. Bence moda, günlük hayatın bir eğlencesidir. Çok fazla ciddiye almadan, hayatın içine bir doz katılır. Enerji verir, iyi bir motivasyondur. Küçük beden satın alınan bir elbiseye girebilmek için insan, spora yönlenir. Bu da sağlıklı bir motivasyondur. Büyük moda markalarıyla, günlük parçaları birleştiririm. Bu kısmı eğlencelidir. Vintage parçaları da severim. Auvintage.com sevdiğim bir sitedir.

Beğendiğiniz ve takip ettiğiniz Türk veya yabancı tasarımcılar var mı?

Prada her zaman. Made in Love, 25th Hour, Marni, Riccardo Tisci, Givenchy, ayakkabı tasarımcısı Charlotte Olympia, Gucci, Burberry ve Christopher Kane benim hayal gücümü genişletenler arasında. Zeynep Tosun da bana göre artık çoktan global olmuş bir marka. Mehry Mu, Raisa Vanessa ve Hakan Yıldırım, Balatt, Murat Turkili, Beymen Collection ve Blender’ı çok severim. Gardırobunuzun vazgeçilmez parçaları nelerdir? Deri montlarım, blender deri etek, Prada etekler, Saint Laurent beayz gömlek, Celine gözlük ve Chanel ceket ve çantalar. Tabii ki çizgili aşkım büyük. Çizgili ne görsem alıyorum galiba.

Stilini beğendiğiniz, özgün ve şık bulduğunuz isimler kimlerdir?

Canım Ece Sükan, Aslı Şen, Lian Kebudi. Yurt içinde ve yurt dışında gitmekten keyif aldığınız tatil rotalarını öğrenebilir miyiz? Yurt içinde yaklaşık 4 yıldır Hilton Dalaman Sarıgerme Oteli’nde uzun kalıyoruz. Çocuklarım orayı çok seviyor. Servis inanılmaz ve spa’sı tam dinlencelik. Deniz kıyısındaki gazebola çok özel ve konforlu. Yurt dışında, La Jolla derim. Hatta La Jolla elçisiyim diyebilirim. Meksika sınırında bulunan San Diego’nun incisidir. Tüm çocuklarımı da orada doğurdum. Ben ve ailem için anlamı büyüktür, çok güzel bir yerdir. Kaliforniya vazgeçilmezim.

Şehrin stresinden ve evin kalabalığından uzaklaşmak için neler yaparsınız, sizi en çok ne dinlendirir?

Hillside Spa, vitrin bakmak, Beymen’in ayakkabı reyonunda tek başıma dolaşmak. Kız kardeşlerim ve kız arkadaşlarımla balık keyfi. Kızımla kitap alışverişi. En büyük hayaliniz nedir? Çok büyük hayallerim olmadı. Küçük mutlulukları kocaman sevinçle karşıladım hep. Böylece haytın keyfine, tadına varabiliyorum. Hayatın getirdiklerini kucaklamak gibisi yok.

Çocuklarınız ile ilgili hayalleriniz nelerdir?

Onların güvende ve sağlıklı olduklarını bilmek. İstedikleri mesleği seçmeleri, kendileri için doğru şeyleri bulabilmeleri.

Hayatımın dönüm noktası dediğiniz bir an, olay var mı?

Tabii ki yaptığım 5 normal doğum. Hepsi birbirinden farklı onca uzun süren sancıdan sonra bebeğimi kucağıma almak.

İleriye yönelik plan ve projeleriniz nelerdir?

İçinde bolca tarifin ve yaşanmışlığın olduğu, Happily Ever After’ın kitabını çıkarmak isterim. Yakın planım ise, Bir Dilek Tut Derneği için Yunanistan’ın en ünlü sanatçısı olan Remos’un, İstanbul’da vereceği konsere gitmek ve derneği desteklemek. Mart ayında gerçekleşecek bu konseri kaçırmayın.

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile