O da binlerce anneden sadece biri. Adı Olcay Özcan... 46 yaşında bir anne. Kızı Melisa’yı kucağına aldığ ilk andan itibaren ona dair hayelleri olan bir anne. Ama bir gün, biricik yavrusuna tanımadığı bilmediği otizm tanısı konduğunda hayellerin yerine çaresizlik alır. Olcay Özcan İlk başlarda tanımadığı hastalık nedeniyle bocalasa da kızı için zorlu bir mücadeye başlar. Zamanla Otizmi araştırır ve onu yakından tanır. Hastalığı tanıdıkca kızını dipsiz kuyudan çekip çıkarmaya başlar. Kızı Melisa şimdi konuşamasa da artık yazabiliyor ve pek çok şeyi tek başına yapabiliyor. Olcay Özcan'a kızı Melisa’yı ve yaşadıklarını sorduk. 


Kzınız Melisa’nın otistik olduğunu ne zaman ve nasıl öğrendiniz?

Melisa her iki aileninde son torunu idi. 18.09.2001 tarihinde bilgelik ve tecrübe dolu kişilerin arasında dünyaya geldi. Benim yaşım 35 eşimin 40 olması Melisa’nın yaşamı üzerinde hassasiyetle ve titizlikle durmamıza sağladı. Hayallerimizde bir o kadar çoktu...

Zor bir hamileliği ve zor bir bebekliği hatta uykusuz gecelerimiz olsa da 26 aylığa kadar oldukça sağlıklı diyebileceğimiz süreçten geçti. Üç yaşına bir ay kala tanısı konduğunda doktorun odasında yaşadıklarımı tarif etmem imkansız. Orada göz yaşlarım sel olup akmıştı sanki.

Kızınızın rahatsızlığını öğrenince neden biz diye isyan ve inkar süreci yaşadınız mı?

Her aile gibi bizde önce inkar sonra suçlama, sonrada kabullenme süreçleri geçirdik...

Kimi suçluyordunuz?

Çok stresli günler geçirdik ve birbirimizi anlamakta sıkıntı çektik... Yavrumuzun farkında bile değildik. Artık sadece kendi hırsımız ve hayallerimizi ön plana aldık. Sendendir bendendir muhabbeti tam üç yıl sürdü....... Son süreçte eşimle görevleri paylaştık. Eşim eğitim ben ise tıp kısmını üstlendim. Dip bucak araştırmaya ve öğrendiklerimizi uygulamaya başladık......

Melisa’nın rahatsızlığının ilk dönemlerinde çevrenizden ne gibi tepkiler aldınız?

Başta yakın çevremiz ne kadar tecrübeli de olsalar böyle bir rahatsızlıkla hiç tanışmamışlardı. Bu sebeble siz abartıyorsunuz doktorlar yanlış biliyor. Sakın bunu kimseyle paylaşmayın, çocuk konuşacak dediler. Ama ne yazık ki kızım 18.09.2001 doğumlu ve hala konuşamıyor. Destek gördüğümüzü ise ne yazık ki söyleyemeyeceğim. Çünkü görmedik. Zorla hastaneye gitmemiz aileden biri sayesinde olsada oda, çok ağır ithamlarda bulundu. O da suçlama politikası dolu cümlelerle hastane kapısında yıktı beni. O günleri hatırlamak bile istemiyorum.

Kızınız Melisa’nın otistik olduğunu ilk öğrendiğiniz zamandan, şimdiki haline kadar geçen süreçte en büyük aşamayı ne zaman kaydetti?

İzmirli anne Gülçin Vardarcı’nın sayesinde 2007 Kasım ayında İsrail’den Ziva Rom adında Psikoterapist ve fizyoterapistle tanıştım. Daha sonra zorlu bir mücadele sonucunda Ziva Romu Mersin’e getirdim. Ziva Rom, 2007 yılında Mersin Eğitim Merkezi’nde kızım Melisa ile birlikte 17 ailenin çocuğunu tedaviye başladı.
Ziva Romun tekniğini evimizde ve eğitim merkezinde altı ay devam ettikten sonra kıpırdamalar başladı. Daha sonra bir ilaçla tanıştım. Bu ilaç Sağlık Bakanlığı’nın ithal ilaç listesindeydi. Fakat doktorlar bilmiyordu. Bu süreçte internet kuşu olmuştum. Dünyanın her yerinde Otizmle nasıl mücadele veriliyor araştırıyordum. Pek çok kişiyle ortak noktamız olan otizm sayesinde tanıştım. İş yerime sık gelen Çinli bir doktorun sayesinde CEREBROLYSİN adlı ilaçla tanıştım. Bu ilacı Türkiye’de beş parmağımı geçmeyecek kadar doktor kullanıyordu. İlaç hakkında araştırmalar yaptım. Araştırırken otizmi de tanımaya başladım. Hatta açıköğretimin Aile Sağlığı dersini bu sayede hiç çalışmadan geçmiştim. Bu ilaç sayesinde Melisam’ı bir halatla sanki kuyudan çıkarıyordum. Halatı hala yukarıya doğru çekiyorum. Sanki az kaldı. Konuşamasa da artık komut alıyor, takıntılarından kurtuldu ve hiperaktiviteden de sıyrıldı. Dikkati daha da uzar hale geldi ve duygularını ifade etmeye başladı. Mimiklerini de kullanıyor. Hatta bebeği ile oynuyor.

Tedavi sürecinde yılgınlığa kapıldığınız zamanlar oldu mu?

Oldu tabi ki. İlaçla tedavi döneminde yer yer kilitlenme diyeceğim kadar iletişim kesiliyordu. Ve iletişimin tekrar açılması 20 gün sonra gerçekleşiyordu. O günleri çok sıkıntılı geçirdim. Acaba yanlış tedavide miyim diye kendime sorguladım. Ama bu ilacın yaşattığı bir süreçmiş. Tabi bunu sonradan öğrendik.

Eşinizle görev paylaşımı yaptığınızı söylediniz. Kızınız Melisa ile ilgili eşinizin görevi ne?

Özel sektörde görevli olan babamız, eğitim konusunda sabırlı ve yetenekli olması nedeniyle emeklilik kararı aldı.  Bizim evde artık hiç bir bakıcı ve eğitimci yok. Bu görevleri babamız yapıyor. Babamız YAŞAM  KOÇLUĞU görevinde. Kızım babamızla birlikte büyük gelimeler kaydediyor.  Kızım okuldayken babamız, uzaktan okul bahçesinde tenefüs aralarında bekliyor. Zaman zaman okuldaki diğer çocuklarla Melisa’nın iletişim kurmasında ve güçlendirmesinde destek oluyor.

Melisa’nın eğitim durumu nasıl?

2008'in eylülünde artık Melisamız norm çocuklarla okula başladı. Bu dönemde yaşıtları ile gülüyor oynuyordu. 2009 yılında yazmayı öğrendi. Ben kızımın okuduğuna da inanıyorum. Ses iletişimi olmasa da okuduğu cümleleri eli ile parmaklarını kullanarak takip edip gösteriyor artık.

Melisa hakkında, ileriye dönük en büyük endişeleriniz nelerdir?

Endişe yerine sürekli pozitif beklentilerle doluyum. Çünkü olumlu beklentilerim doğrultusunda giderek Melisamız’ı kuyudan çekiyorum. Asla ileriye dönük korkular yaşamıyorum. Ben asıl kızım Melisa için değil onun çevresinde yaşayan insanlar için daha çok endişeleniyorum. Biz sağlıklı insanlar bile hayat mücadelesini vermekte zaman zaman zorlanıyoruz. Bu nedenle sürekli Melisam’ın iradeli ve maneviyatının güçlü olması için çaba sarfediyorum. Konuşma beklentimden çok kızımın kendini savunma mekanizmasını güçlü kılmasını destekleyecek yönde yetiştiriyorum.

Melisa tek çocuğunuz. Ona kardeş yapmadığınız için pişmanlık yaşıyor musunuz?

Tabi ki kızımıza kardeş istedik. Ama Melisamız’ı gözden çıkarmış olacağız fikrine kapıldık. Zira maddi ve manevi bir micadeledir otizmle mücadele etmek. Birde doğmamış çocuğa ablasının sorumluluğunu vermek diye çok yanlış bir düşünceye kapılmıştım. Şimdilerde farklı düşünüyorum. Belki daha genç yaşta anne olsaydım. İkinci çocuk için daha çesaretli olabilirdim. Bu nedenle çevremdekileri genç yaşta anne baba olmayı öneriyorum.

Melisa’nın şu anki durumu nasıl?

En son  CORTEXİN 2 kür kullandık. Bundan sonra kızım, ihtiyacı olduğunda bir odadan diğer odaya yüksek sesle babaaaaaaa diye seslenmeye başladı. Bize birşeyler anlatmaya çalışıyor. Anlatığı ieyler harflari benzemese konuşma konusunda gösterdiği bu gelişmeler bizi mutlu ediyor. Melisa şimdi ilkokul dördüncü sınıfa gidiyor. Artık gölge ablamız ya da abimiz olmadan norm çocukların aldığı eğitim süreci saati kadar sınıfta kalabiliyor. Bu zaman iöinde diğer çocukları rahatsızlık vermiyor. Son zamanlarda davranışlarında, hiperaktivite ve takıntılar tamamen bitti ve  özgüven kazanımı oturdu.  Melisa, artık ev içinde ve toplum içinde oldukça uysal ve hoş bir genç kız oldu. Genç kız olmanın bilincinde yaşam sürecini olabildiğince kaliteli idame ettiriyor......

 

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile