Yoğun bir süreçti.

Niye tüm süreçler kadınlar için daha yoğun geçiyor? Koca koca adamların – eşlerimizin ya da sevgililerimizin – sanki 3 yaşındalarmış gibi herşeyini düşünmek..

Bunun altından benim diyen sözde karizmatik türler hele, özellikle erkekleri kastediyorum anladınız, herkes kalkamaz.

Cânım Ümmügül’ün yazısından okumuşsunuzdur. Koli kokusu. Yerleşik bir hayattan, görev gereği tayinlerle katmerlenen sevgi dolu çocuk dolu emek dolu bir hayata geçişte koli kokusuna o yeni alıştı.

Eskiden, gazete – matbaa kokularına yakın çalışırdı. Başarılı bir spor gazetecisi, iyi bir arkadaş –hala öyle -  ve imrenilen bir insan dı – hala da öyle!

Ben tayinlerden bunalmıştım, gençliğimde anneme söylediğim, özetle taşınmadan, yerleşik yaşama isteğiydi. Öte yandan da içten içe dünyayı görmeyi istiyordum bununla birlikte o zamanlar daha mantıklıydım.

Bir çocuk olarak kuru kuruya yetişmedim, çok şükür.

Kuru kuruya ne demek? Diyeceksiniz. Evimizde mutlaka beslediğimiz kuşlar, kaplumbağalar oldu.  Hepsine merakla ve heyecanla yaklaştık, baktık.

Hatta babam doğu görevindeyken arazide askerlerin bulduğu iki Doğan yavrusu da biraz palazlanana kadar bizim balkonda misafir oldu. Sonra, salimen doğaya bırakıldılar tabii. O yıllar çok enteresan yıllardı. Keklikler, tavşanlar, bir sürü hayvan türünü ilk defa o zaman yakından gördüm.

Ana baba kasetiyle, çevrenin baskısıyla, hatta belli bazı metazori kanunlaştırmalarla çembere alınan ya da alınmak istenen kimliğimize sahip çıkmazsak

İşte o zaman bu değerimizi yitiririz.

Çalışmak hakkımız, emek üretmek hakkımız,  doğamıza uygun davranarak yaşamak,  aşık olmak,  hatta ileride çocuk sahibi olmak hakkımız.

Hep gözümüzü korkuttular değil mi?

Yapabileceklerimizin bir sınırı olduğu öğretildi.

Yokluktan geldik diyenlere itirazım var, bizi gerçekten seven bir Tanrı’nın rızasıyla pür ve mânâlı geldik bu dünyaya.
Ve bu mânâ, biraz da insanları sevmekle ilgili, kanımca.
-tam şu anda, sevgili Zekiye benden yazı istedi, tam yazı yazarken.. İşte sevmenin bir aynası da bu belki. Kalp kalbe karşı derler ya, o bakımdan.
Pastan, kirden arınmış haliyle birbirimize yönelmişiz demek ki. Ne mutlu bize
7 yıl önce ailemize altın parıltılı bir güneş armağan edilmişti, kardeşim ve eşi tarafından. Defnoşumuz şimdi ilkokulda ve 9 Mart’ta abla oldu. Bade, ailemizin yeni üyesi dünyaya hoş geldi, sefa getirdi.

Arnavutluk günlerinden sonra, kısmetmiş, şimdi de Kazakistan’dayım. Almaata. Dışarısı şu an -14 civarında. Kent karlarla kaplı. Burada kiraladığımız evdeyiz. Hayırlısı olsun.

Yaklaşık 5,5 saatlik bir uçuştan sonra vardık bu farklı ülkeye.  Eşimin şirketten arkadaşları hemen kahvaltıya davet etti.  Gittik tanıştık..