Bizim oyumuz değerlidir. Aksini düşünen varsa bu yazıyı okumasın. 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü için söylevler, söylemler gırla gidiyor. Tek bir güne tüm haklarımızın "kutlaması" nı, hakkının teslimini sığdırmak nasıl bir zihniyet?

 Kadınlar üzerinden siyaset üretenler, siyasete gücü ve aklı yetmeyen, günlük baskı üretenler yüzünden sanırım hepimiz tepkiliyiz. Kendi adıma ben tepkiliyim.

Çağımız, iletişim çağı derdi hocalarımız. Okul sıralarını dolduran hevesli gençler olarak gelecekteki; belki de 5-10 yıl sonraki iletişim araçlarını hayal eder üstüne kafa yorardık.

Mekanik iletişim araçlarımız daktilolardı, internet o zamanlar var mıydı hala emin değilim. Şimdi bir ilkokul öğrencisinin dahi i-pad i, cep telefonu ve binbir türlü erişimi var. Peki iletişim var mı?

 Tanımsız çünkü. Sınırsız sorumlu insanlar olarak, tanımlanmayı reddediyoruz. Bu erkeklerin daha çok işine gelir belki. Çünkü onların erişemedikleri her yerde biz varız. Sorumluluğu bize yönlendirip halı saha maçına çıkabiliyorlar çünkü çocuklarla biz ilgileniyoruz.

En sevdiğimiz diziyle çakışan saatteki futbol maçını kaçırmıyorlar çünkü zaten onlar çok yoruluyorlar bizim de onlara rahat bir maç izletme sorumluluğumuz var.

11
Sep

Mayıs ayının sonlarında anneannemi kaybettik. Geride 4 yetişmiş evlat ve torunlar, torun çocukları kaldı. Alzheimer teşhisi konmuştu son yıllarında.

Çocukluğumuzun, gençliğimizin herşeyi bilen anneannesi için bizde, tırnaklarıyla tüm aileyi bir arada tutmaya çalışan Sabahat Hanım için kendisinde derin izler bıraktı bu teşhis. Titiz, hamarat, konu komşusunca sevilen bir kadındı. “Eladdin Bey” bir trafik canavarı yüzünden aramızdan ayrılınca kabuğuna çekilmişti.

Aile, çekirdek aile ve bağ-ım-lı bulunulan büyük aile. Tercihen sevgi bağı. Varlığı sürecekmiş gibi gelen anneanneler dedeler, dayılar kalabalık kahvaltılar. Geçmişte kaldı benim için o yüzden şöyle bir cici papa bile yiyesim gelmiyor çokça. Yumurtanın tokuşturulduğu şamata arasında radyo tiyatrosunun mutlaka dinlendiği kahvaltılardan sonra sabah sadece kahve çekiyor canım. Zeytinyağlı eşliğinde sofraya konan çeşit çeşit yemekler.. Bir tören, bir şükür ayini, bir arada olmanın getirdiği o yüksek sesli mutluluk – sorular da dahil. Herkes birbirine bişi sorardı söylerdi şimdi twitterda 140 karaktere hapsedilmeye çalışılan bir dolu mesele.