Saatlerin ileri alınmasıyla birlikte, gündüzler uzadı artık. Hava ılık, balkonumu temizledim, oturabiliyoruz artık, masada kahvelerimizi içerek. Sardunyalarımı budadım, minik minik yeni filizler vermeye başladılar bile. Pembe sümbüllerim ikinci sürgünlerini verdiler, mis gibi kokuttular balkonumuzu. Tabiat uyanıyor baharla birlikte, biz de içimizdeki yaşama sevinci ile bir yerlere sığamıyoruz. Kah tango, disco yapıyoruz, kah “off heryerim ağrıyor” diye yatacak yer arıyoruz. Manik-depresif hallerimiz var. Olsun, onlar geçecek; yazın gelişiyle birlikte geçecek!

YAZ GELİYOR, AMAN NE GÜZEL!

Ne olacak peki, kışın aldığımız kilolar? Düştüğümüz karbonhidrat batağından nasıl kurtulacağız? Üç beyaz ye ye, sonra, “bahar geldi” diye sevin. Arkası yaz; güneş, deniz, mayo, tatil.

“Amanın, nasıl gireceğiz denize peki?”

Göbek önden gider, arkada popo ve selülitler…

Peki, ne yapmak lazım? Acil spora başlanacak(geç bile kalındı), kendin gibi bir arkadaşını bulacaksın (kilodan muzdarip), sözleşeceksin sabahları spor yapmak için, olmadı yürüyüş…

Eee, sözleştik biz de arkadaşımla. Ama bir türlü başlayamadık, türlü bahaneler, engeller çıktı. Ama sonunda başardık, birkaç sabahtır yürüyoruz. Bir an evvel zayıflamaya başlamak lazım, böyle olmayacak. Kalın, uzun mantoların altında hiçbirşey görünmüyordu, ne güzel. Hava ısındıkça, üstümüzdekiler inceliyor; şapka düşüp kel görünüyor. O yüzden, kalkın haydi, spora, dağa bayıra, çayıra; etkinleşelim, güzelleşelim.

Betül AYDIN

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile