Son zamanlarda bir moda var, “Yaşam Koçluğu”. İnsanlar hayatlarının nasıl idame ettireceklerini başkasına soruyorlar! Günde kaç öğün ne yenilecek?

İşe, toplantıya, spora giderken ne giyilecek? Ne vakit, nasıl spor yapılacak? Hele bazıları olayı iyice abartmışlar; koçu yemeğini kaldığı yere getirmiş, sonra da yedirmiştir herhalde. E tabii, yoğunluktan, günlük hayatın koşuşturmasından yemeğe vakit bulamamıştır insancık…

Çok acayip, niye hayatımı, kararlarımı başkasının ellerine bırakayım; benden daha iyi nasıl bilebilirler ki beni?

Okulu mu var bu koçluğun, benim haberim yok? Bütün bunlar, geleneksellikten, aileden, anne, babamızdan uzaklaştıkça geliyor başımıza. Biraz elimiz para görünce, hemen ayrı ev tutup yalnız yaşamak istiyoruz.

Dolayısıyla adab-ı muaşereti bize öğreten kimse olmuyor. Eskiden biz küçükken, annem çağırmadan misafirin yanına çıkmazdık, açlıktan ölsek yemek istemezdik başkalarının yanında, evinde, ayıptı çünkü. Babam gözlerini açtı mı kaçacak delik arardık; üzülür konuşamazdık, ama yine de okul harçlığımızı cebimizde bulurduk. Kocaman kadın, adam olduğumuzda bile, annemiz uyarırdı, dışarı çıkarken atkımızı takmamız, üşümememiz için. Onun yaptığı yemekler tam da ağzımıza layıktı; o bilirdi ne yememiz gerektiğini. Dedenin, babaannenin bahçesinde ağaçlara tırmanmak en güzel spordu. Komşu bahçeden incir çalmak, sonra maraton koşmak kaçarken…

Biz böyle öğrendik hayatı yaşamayı. Ailemizden, büyüklerimizden göre göre. Çocuklarımızı da bu şekilde yetiştiriyoruz, elimizden geldiğince geleneksel. Bir zararını da görmedik şimdiye kadar…

Ama artık teknolojinin, modernizmin kurbanı oluyoruz (Çocuklar oldu bile). Üşengeçliğimizden midir bilmiyorum, yediklerimizden mi, bize yedirilenlerden mi yoksa, her şeyin ayağımıza gelmesinden mi, tüketici toplum olduk böyle? Çocukken bakkal amcaya gidip alışveriş yapardık, telefon açıp sipariş verecek market de yoktu zaten. Şaşırıyoruz şimdi nereden, ne alalım, bu kadar alternatifin içinde, o yüzden de adam tutup kendimize, ona soruyoruz her şeyi; kolayımıza geliyor. Koç kimden öğreniyor, onu merak ediyorum en çok. Ama şu bir gerçek ki, toplumca hepimize bir temizlik ve insan haklarına saygı koçu lazım acilen…

Sevgiyle kalın.

Betül AYDIN

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile