Daha dün kollarımdaydın. Bana geldiğin ilk gün, seni gördüğüm anda gamzelerine bayıldım. Tombik yanaklarının ortalarındaki çukurlar, esnerken belli olmuştu ilk. Sonra, üzerindekileri çıkardım, her tarafını inceledim santim santim. Zaten hepi topu 50-55 cm, 3.5 kilo bir şeydin kucağıma geldiğinde.

 İyi ki geldin. Birlikte büyüdük hepimiz. Okula başlarken ilk gün, herkes bekliyor çocuğunu, “ben de bekleyeceğim” dedim. “Hala burada mısın?” diye fırça attın bana, sağ elini dirsekten yukarı doğru hızlıca kaldırarak. Hala yaparsın aynı hareketi. 23 yıldır o el, sık aralıklarla kalkar, hiç inmedi, kendin gibi dik. Evet, diksin, hep dimdik ol. Hiç eğilme, hayat sana eğilsin. Sadece sevdiklerinin gönlünü almak, onları kaybetmemek adına eğil.

Şimdi çok yakışıklı bir genç adam oldun, üniversiteyi bu yıl bitirdin. Vay be, ne çabuk geçti zaman!

Başarıların daim olsun. Hep onurlu, gururlu, dürüst, mutlu ol.

Çok titizsin, ama bazen hayatın tozlu yollarından geçerken üzerin biraz kirlenebilir. Olsun, gideceğin yer önemli; vardığında sevdiklerin hala yanındaysa, birlikte temizlersiniz nasıl olsa. (ki, onlardan biri benim, ömrüm yettiğince.)

Ben on yaşındayken, rahmetli babamın hatıra defterime yazdığı bir cümle vardı:” Her zaman ne istediğini bil, hakkın olanı al.” Ne istediğini bilirsen, zaten hakkın olanı maddi-manevi, mevlam sana verir, istesen de fazla ya da eksik olmaz. Çok şükür, bana da sizleri verdi.

Biz seninle gurur duyuyoruz, umarım sen de aynı duyguları paylaşıyorsundur.

Benim aslan oğlum, iyi ki doğdun, iyi ki varsın.

Seni çok, ama çok seviyoruz.

ANNEN

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile