Hepimiz biliriz, hicri takvimin Muharrem ayında aşure pişirilir ve mümkün olduğunca çok kişiye dağıtılır, bolluk bereket olsun diye.

Muharrem ayının aşure dağıtılan ilk Cuma günüydü, her gün çocukları okula götürürken önünden geçtiğimiz semtimizin camiinde aşure dağıtıldığını gördük. Kızları okula bırakıp dönerken biz de birer tane alalım niyetiyle avluya girdik.

Dağıtım yapılan standın üzerinde 6-7 tane kap ve arkasında da iki başörtülü hanım vardı. Biri yoldan geçen seyyar satıcıya aşure vermek üzere standdan ayrılınca kalan diğer hanımdan aşure istedik.

Fakat yüzümüze bile bakmayan hanımdan “Cemaate dağıtıyoruz” diye, bizim hiç beklemediğimiz, ama onlara göre sanırım normal olan bir cevap alınca çok bozulduk. Anında arkamızı dönüp uzaklaştık. Bozulduk, çünkü ortalıkta cemaat falan kalmamıştı, zira Cuma namaz vakti üzerinden 1,5 saat geçmişti. Etraftaki çöp bidonları boş kaplarla dolmuştu, yani belli ki, cemaat yiyeceğini yemiş dağılmıştı.

Biz cemaatten sayılmıyorduk, çünkü başörtümüz yoktu. Evet, başörtümüz yoktu, vücut hatlarımızı ortaya çıkaran skinny jeanlerimiz, kısacık daracık deri montlarımız uzun dizüstü çizmelerimiz, takma kirpiklerimiz de yoktu, hatta makyajımız bile yoktu. Saçımız görünüyordu ama; siyah, uzun, bol mantolarımızın yakaları üzerinde ahenkle dans ediyordu.

Hem ne fark eder ki, saç baş (bize göre). Ne kötü ya, biz ve onlar olmak, kutuplaşmak, gruplaşmak. “Allah ile kulun arasına hiç kimse ve hiçbirşey (baş örtüsü dahil) giremez” diye öğrendik biz.

Ben olaya vicdan tarafından bakıyorum. Belki biz, gerçekten malzeme alıp aşure yapamayacak durumdayız maddi olarak. Belki, öğrenciyiz istesek de beceremeyen. Belki hamileyiz, ekstra onu bunu canı çeken… Hamile değiliz, ama yesek hiç fena olmazdı doğrusu…

Kadının ayağına gittik, hazır sevap olarak, ama yazık ki, o başını çevirdi, kendisi kaybetti. Gerçek cemaate dağıttığı yüzlerce kutudan alacağı sevabı düşünerek gurur duymuştur yaptığıyla, eminim.

Olsun, Allah hepimizin, arkadaşımla benim de geçen hafta yapıp dağıttığımız aşurelerimizin sevabını kabul etsin. AMİN

Betül Aydın

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorumlar  

+1 #1 Fethiye Ergenç December 03, 2013

Betül hanım dinimizde ayrımcılık yoktur. Size vermeden önce dağıttığı aşurelerden eğer sevap kazanmış ise, size vermediği ile hepsi silinmiştir.
Allah için kapanan zaten bu ayrımcılığı yapmazdı.
Sizin yapıp dağıttıklarınızı Allah kabul etsin.

 

Güvenlik kodu
Yenile