''Allahin emri peygamberin kavliyle kiziniz……i oğlumuz…..e istizoruz!’ inanın kızınızın elini sıcak sudan soğuk suya vurdurmayacağız. Oğlumuz eşi bulunmaz bir pırlantadır. Evinden işine , işinden evine gidip gelir. Kimsenin karısında kızında gözü olmaz. İlerde nasip ise çoluğuyla çocuğuyla mesut, mutlu yaşayıp giderler. Benim hanıma gelince, biricik evladının mürüvetinden başka bir arzusu yoktur. Kızınızın yediği önünde yemediği arkasında olacaktır. Hadi ''He'' deyin de keselim şu kurdelayı.

''Gençler birbirini görmüş, beğenmiş. Eh sizlerde evladınıza kefilsiniz ki, bir yuva kurma ehliyeti olduğunu düşünmüşsünüz ki buralara kadar gelip, icazed istemektesiniz. Aile büyükleri olarak bize de bu gençlerin yuvalarını kurmak düşer. Hayırlı olsun efendim.''

Yukarıda okuduklarınız, standart bir kız isteme töreninden bir sahnedir.

Büyük bir sevinç hatta gözyaşları eşliğinde takılır gençlerin yüzükleri. Her iki ailenin takdir ettiği uygun gördüğü muhterem kişi keser iki ucunda nişan yüzüklerinin bağlı olduğu kurdelayı. En çok da oğlan anası ağlar.. Kendinden bilir ya, evden uçan aslında genç kız değildir. Erkektir!! Artık kendisine dişli bir rakip gelmiştir. Bir dişi kuş! Huyuyla husuyla, bambaşka perspektifiyle bir KADIN! Bu yüzdendir anaların aslında nişan yüzükleri takılırken akıttıkları gözyasları Rakip, rakippp… o ana gelinceye dek kim bilir oğluşunun gösterdiği kaç kıza ''Hayır'' demiş, kimisinin kaşında kimisinin gözünde kusur bulmuştur. Evladının yaşı 35 i vurunca da ''Aman kör topal fark etmez, yeter ki oğlumun bir yuvası olsun!'' düsüncesiyle bu kızcağıza ''evet'' demiştir.

Evlenenler bilir. Evlilik iki kişilik değildir. Hani hep iki kişi kalmak için evlenilmez her zaman da, burada söylemek istediğim basından beri iki kişilik değildir. Adeta iki sülale nişan yüzüğü takar birbirine; es kaza nişanlılık süresince ayrılınmazsa da, iki sülale nikah kıyar birbirine. Bu yüzden etrafını iyi gözlemlemiş gençler zar zor buldukları eş adaylarını bile herkese beğendirmeye çalışırlar!!! Beğenen oranı beğenmeyenleri döverse olur bu iş! Aman beeee herkesi memnun etmek mümkünmüüüü sanki!

Diyelim ki evlenildi..dünya evi denilen cehenneme girildi..artık senin adına işleri halledecek bir anne baba, abla, abi yoktur ortada; ama her şeyi dert edecek, problem edecek, kaynana, kayınbaba, görümce, kayın, amca, dayı hatta dış kapının mandalı çoktur…Fesatlıktan, kıskançlıktan, hatta can sıkıntısından dolayı o iki kişlik iyi niyetlerle temeli atılmış birlikteliğe çomak sokmak isteyecek bir yığın insan.. Evliliklerin uzun süreli olmasının pekçok sırrı vardır elbette. Herkesin kendince yöntemi, bildiği vardir. Sadakat, dostluk, birbirine yük olmak yerine hayatı paylaşmak, konuşmak, dinlemek, derdini dert bilmek, mutluluğuna sevinmek…çoğaltilabilir bu maddeler. Fakat herhalde en önemlisi ''içe açık, dışa kapalı'' bir evlilik sürdürmek. Dışardan gelecek müdehaleleri en aza indirgemek, gerektiğinde ise profesyonel yardım almak, bu çok ortaklı şirketlerin uzun vadeli ve karlı olmasına yardım edecektir kanısındayım…Siz Ne Dersiniz!!

Sonsuza kadar evli kalın demiyorum ama; MUTLU KALIN efendimmmmm….

Devrım Ercan Bozay

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile