24 Ağustos 1973. Baha Targür gümbür gümbür sesiyle Deniz Gezmiş edasıyla, iş bıraktığını haykırıyor. Baha´nın ardından, Mehmet, Mehmedin ardın Ali, Konyalı, İstanbullu, Adıyamanlı, Kayserili işçi Türkler. Sonra daha da çoğalıyor sesler, sloganlar. Durmaksızın akan bandlar önce yavaşlıyor sonra duruyor. Taka taka tak, tısss,!

Duran Ford Fabrıkasının „Y“ adlı fabrıka hangarının işçileri ve makineleridir. “Daha ne kadar böyle sürecek?! Biz insan değilmiyiz!” diye sitem dolu haykırışlar, neredeyse tamamını Türk işçilerin oluşturduğu “Y” hangarından başlayan ve hızla fabrikanın diğer bölümlerine yayılan bir iş bırakma eyleminin baslangıcıdır bu.

Köln Radyosu için hazırlayacağım “40. yılında yasa dışı Grev” ya da namıdeğer “Türklerin Grevi” ni anlatmak istediğim radio röportajımın konuklarından biri bu kez bir Almandı. Peter Bach.! Peter şu sıralar 66 yaşında, ama çivi gibi delikanlı. Hem bedenen hem de zihnen çivi gibi. Ben gelmeden evvel hazırlamış her şeyi, fotoğrafları çıkarmış, arşiv videolarını çıkarmış. Sevgili eşi Ulrike de kahvemizi yapmış. Alışılmış Alman profilinden çok uzaklar. Sıcacıklar, misafirperverler, dostlar. Almanya´da Bach ailesi gibi ailelerin oluşu, biz göçmen kökenliler için adete bir şemsiye gibi. Bunu ancak memleketinden uzakta yaşayanlar anlayabilir deyip konuyu başka yerlere götürmeden devam edeyim. Peter anlatıyor:“

Sevgili Devrim bak şu fotoğraflara, 150 adet fotoğraf toparladık. Sergileyeceğiz! Grevin başlangıcından bitimine dek, her an karelenmiş! Burası Ford Fabrikasının ana girişi. Ne içerden dışasarıya çıkabiliyorduk ne de dışardan içeriye girişe izin veriliyordu. Duvara tırmanan işçiler bak bunlar!“ Çok heyecanlı Peter. 1973´te Türk işçiler daha insancıl çalışma ve yaşama koşulları için iş bırakıp, sendikanın yasa dışı ilan etmesine rağmen greve giderken Peter henüz 26 yaşındaymış. Ve de bir hukuk öğrencisi. Dünyayı hukukla değil de fabrikalarda mücadele ederek değiştirebileceğini düşünen bir grup gençle birlikte Ford´da işe başlamış.Tabi onun çalıştığı bölüm W hangarıymış,daha kolaymış işi. Bunu anlatırken de mahçup oluyor Peter. Dönemin koşullarına bakıldığında Dünya Petrol Krizi yaşamaktadır. Petrolün krize girdiği yerde arabaya ne hacet. Elbette işverenler, otomobil sektörleri üretimi kısacaktır. Üretimi kısarken işçi tasarrufu ise kaçınılmazıir. Peki bu işçilerden nasıl kurtulunur?! Sorusunun yanıtı ise çok basittir. En güçsüzleri işten atarak! Ford işçilerinin 1970li kayıtlarına şöyle bir göz atsanız, Türk işçilerin pek çoğunun meslekli, saglıklı, taşı sıksa suyunu çıkaracak kadar güçlü erkekler olduklarını bir çırpıda anlayacaksınız. Fakat bu kalife elemanların hiçbiri aralıksız akan band dışında bir işe layık görülmemiştir. İşe alınırken de diğer işçilerden daha farklı bir sözleşmeye imza attırılmışlardır. Almancaları olmadığı için de pekçoğu bunun farkında bile değildir. Daha az maaşa daha fazla iştir, kısaca tek sınıf fakat ayrı ulusların işçileri. Peter Bach, 6 gün süren grev, işgal, pazarlıklar boyunca Alman işçilerin nasıl Türk işçileri yalnız bıraktıklarını,“Bu grev bizim grevimiz değil, Türklerin grevi!“ diyerek grev kırıcılığa soyunduklarını anlatıyor.

Anlatırken de bir hayli sıkılıyor aslına bakarsanız, Neden mi?! Alman işçi sınıfının tutarsızlığından, duyarsızlığından elbette. Ortaya bir kavram atıyor „Natur-Rassismus“ yani „Doğuştan ırkçılık“. Benim ne düşündüğümü bilmek istiyor, Alman işçiler için kullandığı bu zararsızmış gibi düşündükleri „doğal ırkçılık“ hakkındaki ilk cümlem ; ırkçılık kalıtsal değildir, öğrenilen öğretilen bir şeydir , oluyor. Ardından da hemen ekliyorum bir „Hastalık“ hiç değildir!! İdeolojidir ve egemen sınıfların kendi iktidarlarını korumak ve pekiştirmek için „Irkçı söylemlere, politikalara“ ihtiyacı vardır, diyorum. Bu makyajlanmaya çalışılan doğuştan ırkçılık kavramını yeniden düşüneceğini söylüyor.

Grevin bilançosunu kısaca toparlayacak olursam; memleket izinlerini aşan 300 ile 600 arası Türk işçi Ford patronları tarafındna işten atılır. Greve önderlik eden Baha Tangür sınır dışı edilir. Grev iştirakçileri yaka paça, dövülerek gözaltına alınır. 6 gün süren Türklerin Yasa dışı grevidir bu. İstedikleri ise aynı işe eşit ücrettir! ve 1 Mark daha fazla kazanmaktır.

Y hangarında çalışan 12 bin Türkün hepsini işten atmalari elbette mümkün değildi. Memleket izinlerini aşanlar ve greve önderlik edenler affedilmedi. Bu grevin üzerinden tam 40 yıl geçmiş ve ben 41 yaşındayım. Benim babam da Bremen´de Mercedes işçilerinin grevine katılmıştı.80 li yıllarda sendikaların desteklediği bir grevdi bu. Ford işçileri Mercedes işçileri kadar şanslı değildi elbette. Onları ne sendika ne de işyeri işçi temsilcileri destelemişti. Kardeşim babamın omuzunda, grev alanında objektife poz vermisler ellerinde bayraklarıyla. Amanya´ya çalışmak için getirilmiş, ucuz işgücü birinci ve ikinci kuşağın verdigi mücadeyi ayakta alkışlıyorum. O kuşaktan herkesle ama herkesle gurur duyuyorum. Almanya´ya boşu boşuna acı vatan dememişler. Anne babalarımız, dedelerimiz bunun bedelini ağır ödediler. Ve tabi ki bu anne babaların çocukları…

Bunu hem Türkiye hem de Almanya cok iyi bilir ama SUSAR! 27-28 Eylül tarihleri arasında Köln´de Naturfreundehaus Köln.Kalk´da saat 19´00 da „Ford işçileri „ Yasa dışı grevin 40. yılında biraraya gelecek. Greve katılanlar, sendikacılar, uzmanlar ve müzik eşliğinde anacaklar bu muhteşem 6 günü. Türklerin, Aptal Köylülerin Grevini ele alan bu iki günü takvimlerinize işaretleyiniz. Kaçırmayınız!

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile