Min birîya te kîrye Baverke birîya te kîrye Bipirse ji rengê wî narê, Bipirse ji hevalên dostê, Bipirse ji dîvarên hepsê Evê ji tera bêjin rastê Min birîya te kîrye Baverke birîya te kîrye „ Şivan Perwer´i „Ben seni çok özledim, inan ki çok özledim „ diyen bu türküsüyle keşfettim.

Bir dost sofrasında sıcacık bir ortamdaö bir arkadaşımın kuzeni hem çalıp hem söylemiş, ardından da ; „Kimseye deme, bak sana nasıl bir kıyak geçicem !“ deyip çeketinin cebinden bir kaset çıkarmıştı. O zamanlar yasaklıydı Şivan. Dağdan gürül gürül akan, insanın içine işleyen bir çağlayan misali sesiyle, taaa o zaman bundan 20 yıl önce dinleyip sevdim Şivan´ı. Bilenler bilir, bir Şivan bir de Sezen dir memleketimin bana en önemli hediyesi.Vazgeçemem.

Almanya´ya gelince Şivan nerde ben ordayım. Cebimdeki son kuruşuma kadar vermeye razıyım onu dinleyebilmek için. Eeehh öğrenciyiz, mangır tunini Gittim her konserine, onun da olduğu her geceye gittim. Hangi siyasi görüşmüş, hangi çizgiymiş aldırmadan. Nasıl sevildiğine tanık olduğum gibi, sazının elinden alınıp kırıldığına da şahit oldum. Onlar gibi düşünmediği için!! Berlin´de..Türkiye´de „Barışdan süreçten söz edilmeye başlamadan öncesine denk düşüyor Şivan´ın bazı gruplarla siyasi ayrışımı!“ Şivan Perwer uzmanı değilim sadece bir dinleyeni hatta hayranı olarak biliyorum bunları. Mesela bir vakfi olduğunu da biliyorum.

Duyarlı, saygılı, mert bir insan olduğunu bildiğim gibi. Gel zaman git zaman ben muhabirlik yapmaya başladım ve bir ara da Almanya´nın saygın Haber Ajanslarından Alman Haber Ajansına çalıştım. Habere gideceğim bir etkinlikte Şivan´nın da özel konuk olduğunu duyunca ne yapip edip onu benimle konuşması için ikna ettim. Araya tanıdık tanımadık isimler girdi. Alman medyasını temsil ettiğim için olsa gerek, kabul etti.

O vakitler Türk medyasıyla hiç arası yoktu. Beni Şivan´nin dinlendiği ,mekanın restoran kısmına aldılar. Karşımda 165 lik minicik bir adamı, sivil kiyafetler içinde görünce açıkçası şaşırdım. Şivanı ilk kez sivil görüyordum. Şivan sahnede devleşenlerdendi, aynen minik serçe gibi. Şaşkınlığım çabuk geçti, hatta saklamadım da . „Ben sizi ilk defa böyle gördüğüm için, tanımakta zorlandım.“, dedim. İçten bir kahkaha attı. Bu sadece bana olan bir şey değilmiş demek ki. Önce türkçe konuşmak istemedi, fakat „Devrimin mikrofunu“ dediğimde bir kez daha röportajın Alman medyası için olup olmadığını sordu. „Evet!“ dedim ve benimle bir istisna yapıp Türkçe konuştu.

Müthiş bir söyleşiydi, pekçok ünlüyle konustum fakat hiçbiriyle fotoğrafım yoktur. Şivan röportaj sonunda „Gel kız bir de fotoğraf çekinelim deyince!“ hiç düşünmeden „olur“ dedim. Röportajın son sorusu „Memleketinizi özlediniz mi?“idi cevabı:“ Çok özledim, burnumda tütüyor!“ oldu. Fakat gitmek icin şartların yeterince olgunlaşmadığını da ekledi cevabına.

Ne düşündüm biliyormusunuz, Şivan protokolün önünden geçip yerine oturduğunda ya da İbrahim Tatlıses ile sahnede „Megri megri“ dediğinde. Şivan´nın bunca yıldan sonra memleketine gelişi „Araç“ değil de „sonuç“ olsaydı keşke. Bunca acıya, hasrete, kırgınlığa değseydi. Sezen´den mısralarla bitirmek isterim yazımı:“ Ne hükümran kalır /Ne zulüm ne de kin Öz değil dostlar / Öz değil bu biçim / Kulların kullara ettiğini etmiyor / En zalim harı ateşim Bugün dua ettim /Hepimiz için / Yüce tanrı bizleri Affetsin / Ne para ne pul / Ne iktidar ne güç / Bu değil gerçek / Bu değil gerçek / Bu kavga / Hayırsız bir düş / Uyanır neslim Uyanır elbet / Bugün dua ettim / Hepimiz için / Yüce tanrı insanı / Affetsin Dostça kalınız, dostunuza da düşman bildiklerinizi de adil kalınız..gün ola harman ola, demişler dimi ama..

Devrimce selamlar

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile