13
Eki

Günlerdir Kobani de süren savaş bana Halepçe katliamını hatırlatıyor ve ürküyorum. 16 Mart 1988´de Saddam Hüseyin Hükümeti tarafindan gerçeklestirilen ve 3 saat süren zehirli gaz bombardımanıi sonrasında çoğunluğunu çocuk ve kadınların oluşturduğu 6.357 kişi, yanarak ya da zehirlenerek hayatını kaybetmişti.

1989’da yayınlanan fotoğrafları gördüğümde ise, tarifi mümkün olmayan duygular sarmıstı bedenimi. Korkuyla karışık, nefret, acıma, öfke kaplamıştı tüm benliğimi. Bu günlerde Suruc’a yerleştirilen mültecilere yönelik, dünyanın pekçok güçlü devletinin parmağı olduğunu düşündüğüm ISID saldırılarının da bu boyutlara ulaşabileceğini düşünmek dahi korkunc.

200 bine yakın mültecinin Türkiye sınırlarında çadır kentlere yerleştirilmeleri, çadırlarda yer bulamayan çoluk çocuğun öylesine buldukları çatıların gölgelerinde yaşama mücadelesi vermesi hangi aklıselim insani bu tür düsüncelere sevk etmez ki. Bunu bir din adına yapmak ne kadar ürkütücü ise sessiz sedasız olanları izlemek de o derece vahşet. Pekçok ülkede Kobani’ye destek eylemleri yapılıyor, yardım kampanyaları düzenleniyor, kimin gücü neye yeterse artık.

Bölgenin yıllardır „Bahar“ adı altında kaynayan bir kazana çevrilmesi, yok senin Kürdün yok benim Kürdüm tartışmaları, göstermelik insan hakları söylemleri, çıkar gruplarının it dalaşları. Bu tartışmaların hiçbiri beni ilgilendirmiyor. Sadece ve sadece cocuklar canımı yakıyor. Yaşamaş şansı yakalamış olanlar, ateş altında hayatını, yakınlarını kaybetmiş olan, gözlerinde olup bitenlere anlam veremeyen korku dolu bakışlarıyla çocuklar beni ilgilendiriyor.

ABD bombalıyor, ISID ilerliyor, Kürtler direniyor, Kobani ha düştü ha düşecek. Kobani düşerse Türkiye ve Kürtlerin elele verip başlattığı “Barış Süreci” tehlikeye girer mi? Türkiye neden yardım etmiyor? Bu Türkiye’nin işi mi? Kobani düşerse Orta Doğu yeniden mi şekillenecek?

Almanya´dan Avusturya´dan, İngiltere ve diger ülkelerden ISID´e katılan kızlı erkekli genclerin akıbeti, ve bağrında milyonlarca Müslümanı barındıran Avrupa ülkelerinin somut durumu ne olacak? Avrupalı müslümanların hali ne olacak? ISID sorunsalindan en çok etkilenecek olan Arupalı müslümanlar!!!

Müslüman olmasalar dahi müslüman başlğı altında toparlanan insanlar, yeni ırkcıların hedefi haline gelebilirler mi? Daha pekçok soru, durmaksızın beynimin içinde. Tehlikeli bir oyun bu. Kazananı uzun süreli mutlu etmeyecek bir oyun. Binlerce çocuğun gözyaşları ve kanıyla yoğrulmuş bir oyun. Çocukları öldürmeyin çünkü onların sizin savaşınızla hiçbir bağı olmadığı gibi, çıkarı da yok; Çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ver. Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler.

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile