Bilindiği gibi her yıl 4 Şubat “Dünya Kanser günü” olarak anılmaktadır. Bu vesileyle de değişik uluslararası örgütler kanser konusunda bilgilendirme kampanyaları yürütmektedirler. Maksat her yıl milyonlarca ölüme neden olan ve pek çoğu önlenebilir olan bir hastalığa karşı toplumsal bilinci artırmaktır.

Çok kısa tanımış olduğunuz birine ufak bir miktarda borç para verirmiydiniz? Ya da tanımadığınız biri tarafından size yol tarifi sorulduğunda, hiç çekingesiz cevap verirmiydiniz? Her iki soruya da cevabınız evet ise, o zaman siz de genelde insanlara güvenen bir yapıya sahipsiniz. Güven duygusunun önemi sadece kişisel gelişim bağlamında değil, sosyal ve ekonomi bilimcilerine göre güvensizlik duygusu yaygınlaştıkça toplumun gelişmesi ve refahı da olumsuz yönde etkilenmektedir. Pekala güven veya güvensizlik nedir?

“Güzel” demek ne oluyor, güzelliğin anlamı ve manası nedir acaba? Kime veya neye güzel deriz? Evet, insanlar bu tanımlamayı çeşitli olaylar, vakalar ve nesnelerin, canlı veya cansız varlıkların tarifi için kullanırlar. Bir kişiye veya bir şeye “güzel” derken neler hissediyoruz, içimizden ne geçiyor acaba?

Bugün sizlerle kendi düşüncelerimden ziyade 5 Kasım 2006 da Allah’ın rahmetine kavuşmuş olan Bülent Ecevit'in, Haziran 1976 da yayınlanan Şiirler" kitabından bir bölüm alarak paylaşmak istedim. Aslında Bület Ecevit’in düşüncelerini paylaşırken bir parça da olsa kendi düşüncelerimi de aktarmış oluyorum. Hayatı siyasi mücadeleyle geçmiş olan ve üç kez başbakan olan Bülent Ecevit’in doğu mistisizmine ve Hint felsefesine büyük ilgi duyduğu ve en büyük tutkusunun da şiir yazmak olduğu halk tarafından pek bilinmezdi. Bülent Ecevit’i siyasi kimliğinin dışında bir de bu yönüyle tanıyalım ve hatırlayalım dedim. Bülent Ecevit aşağıdaki değerlendirmesinde özellikle de şiirin toplumsal işlevini ön plana çıkarmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük başarılarından birisi kuşkusuz kadınlara verilen haklardı. Sadece bu „çağdaşlaşma“ bile „Cumhuriyetin felsefesi yoktur“ diyen sözde demokratların suratına tokat gibi değmiştir. Kadın- erkek eşitliği dışında yaradılış açısından daha temel, gelecek açısından daha modern, insani ilişkiler açısından daha verici, toplumsal açıdan daha barışçıl bir felsefe varmıdır acaba?

“Bir gömlek diktirdim kolu düğmeli…

Öyle diyordu türkü. Kolu düğmeli bir gömlek diktirebilmenin hayalini kurdu ya… Demek ki düğmesizi de var…Altı üstü bir gömlek…Ne zaman o türküleri dinlesem, içim cız eder…Bir yoksul evine giderim gece vakti… Tavana dikilmiş bir çift kara göz gelir gözümün önüne… Kırpıştırır kirpiklerini…Arada bir yüzünde gülümseme…Uyku tutmaz gözlerini…Hayalinde bir gömlek var…„Kolu düğmeli…“