Aileleri birbirine düşüren, hatta evlilik başlamadan bitmesine neden olan ev eşyalarının alınmasını bir önceki yazımda anlatmıştım. Bu bölümde de hangi eşyaların kız ve erkek tarafının alması gerektiğini ve eşyaların nasıl yerleştirilmesi gerektiğini anlatacağım. 

1. Salon: Salonun günlük oturma odası olarak kullanılması taraftarıyım. Evin en geniş odasını yılda birkaç kez misafir ağırlamakta kullanmak odaya karşı bir haksızlık gibi. Kendinizi dar mekânlara hapsetmeyin. Size sunulan imkânlardan yararlanın ki, başka türlü bu imkânların değeri anlaşılmaz. Ayrıca bir oturma odası tabii ki olmalı. Fazla misafiriniz geldiğinde ya da farklı yaş grupları ayrı odalara oturmak istediğinde salon ve oturma odasından yararlanmalısınız. Ayrıca evinizin ısınma problemi varsa, kışın salon yerine ısınması daha kolay olan oturma odasında oturursunuz. Yani her iki mekânı da değerlendirin.

Salon rahat bir alan olmalı. Çok fazla eşya yaşamı zorlaştırır. Mutfakta yemek masanız varsa salondaki masa fazla değil mi? Ama eğer salondaki masayı çalışma amaçlı kullanıyor iseniz bu ayrı bir mesele. Fakat gene de yer kaplıyor, iyi düşünün derim. Biraz sonra anlatacağım gibi, yatak odasında mekân sıkıntısı yok ise, orayı da çalışma odası olarak kullanabilirsiniz.

Yaşınız genç. Çok klasik koltuk grubu tercih etmek için biraz erken değil mi? Hem salonu oturma odası olarak da kullanacaksınız. Biraz daha ucuz ve rahat grupları alsanız daha iyi olur. Evlilikte on yılınızı tamamladığınızda paranız da varsa klasik modellere geçiş yapabilirsiniz.

Vitrinin faydalı olduğunu düşünüyor musunuz? Sergileyecek çok fazla plaket, kupa, madalya ve aldığınız ödül mü var? O zaman vitrine hayır demem. Eğer cevabınız hayır ise, vitrine şiddetle karşıyım. Bu kadar gereksiz bir ürüne çok para vermeniz hiç makul değil. Sadece koltuk ya da oturma grubundan oluşan salonun ne kadar ferah olduğunu göreceksiniz.

2. Oturma odası: Gene rahatlığı ön planda tutacak oturma grubu ile döşemelisiniz. Gerek salonda gerekse oturma odasında boş alanı öldüren sehpaların ne kadar rahatsız edici olduğunu, hele çocuklarınız olduğunda ne türlü risklere yol açacağını bir bilseniz. Üstelik sehpa çok ucuz bir şey de değil.

3. Yatak odası: Karyola zevkinize karışamam. Gardırop çok fonksiyonlu olmalı. Elbiseler, gömlekler ve katlanarak kaldırılan kazak, tişört gibi eşyalarınız için ayrı bölmeler olmalı. İçerisinde fonksiyonel bölmeler ne kadar fazla ise kullanımı ve işlevselliği o kadar fazla olur. Sürgülü kapaklar terci edilmeli. Gardırop içerisindeki yük arttıkça menteşe ayarlarının bozulma riski de olmaz. Çok fonksiyonlu bir gardırop varsa şifoniyere de gerek olmayabilir. Ekstra bir masraftan yırtmış olursunuz, odanız da daralmamış olur.

Bir dizüstü bilgisayar ve bir kitap sığacak kadar küçük bir masayı yatak odanıza sağdırabilirseniz, çalışma odası probleminizi de halletmiş olursunuz. Sabah kalktığınızda, gece yatarken kitabınızı okursunuz. Çocuk sayınız artıp evdeki ses miktarı da yükseldiğinde sığınacak bir yeriniz olmuş olur. Masanın üzerine yaptıracağınız tek sıra rafa da günlük okuduğunuz kitapları yerleştirirsiniz.

Kitaplığı nereye mi koymalı? Karı-koca arasında en sık tartışma nedeni olan konulardan biri de kitaplıklardır. Birbirinize toleranslı olun ve en uygun yeri ortaklaşa kararlaştırın. Oturma odası ya da salonun boş ve hiç işe yaramaz duvarlarından birini kitaplık olarak değerlendirseniz nasıl olur? Hiç yer kaplamaz.

4. Çocuk odası: Evliliğin başında bu odayı döşemenin hiç anlamı yok. Çocuk olduğunda o anki zevkinize göre tanzim edersiniz. Çocuğun oyun alanını çok fazla ve çok renkli eşyalar ile doldurmayın. Çok renklilik dikkati dağıtan bir unsurdur. Televizyon dizilerindeki çok renkli, duvarları posterlerle süslü, cici bicisi çok odalar sizi yanıltmasın.

Ev eşyalarının hangilerini kız tarafı hangilerini erkek tarafı almalı?

Yöresel kültürel farklılıklarımız zenginliklerimizdir. Peki, her zaman doğru temalar mı işlenir? Pek çok yörede ev eşyasının tamamını erkek tarafı, bazı yerlerde kız tarafı alıyor. Pek çok zaman adil olmayan ve kırgınlıklara, küskünlüklere neden olan paylaşmalar yapılıyor. Başlamadan biten evlilik sebeplerinden bir tanesi de bu.

Hâlbuki eşit paylaşım en güzeli. Ortak bir yaşam alanında her iki ailenin de katkısı eşit olmalı. Evliliğe ilk adımı atmadan önce, alınacakların yarısını sizin alacağınızı hesap ederek işe başlayın. Karşı taraftan da beklentiniz öyle olsun. Böylece masrafların da asgari düzeyde tutulması sağlanmış olacaktır.

Yukarıda da söylediğimiz gibi ürünün niteliği ile fiyat arasında derin uçurum olmamalı. Garanti süresinin uzunluğu, bol servis imkânları göz önünde bulundurulmalı. Kampanyalı satışlar o kadar çok ki, takip edin. Bir markanın esiri olmayın. İşi abartıp mobilya almak için İstanbul, Ankara, İnegöl gibi takıntılara kapılmayın. İnsan yaşamında belki en değersiz şeylerdir eşyalar. Dünyanın yatırımını yaptığınız ürünler bir felakette kaybedilebilir. Evdeki huzur, eşyayla temin edilmiyor. Hatta belki de huzursuzluğun kaynağı oluveriyor.

 

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile