Bir önceki yazımızda çok konuşmanın evliliğe zarar verip vermeyeceğini anlatmıştık. Evlilikte kadın ve erkeğin nerelerde hatalar yaptığını anlatmaya devam edeceğiz. Eşler evlilikte nerelerde hata yaparlar.

1. İş hayatının detaylarına fazla girilmemeli. Patron veya diğer çalışanlarla arasında geçen olaylar eğer ciddi problemlere neden olmuyorsa sadece yüzeysel olarak anlatılabilir. Ciddi sorunların olması durumunda elbette ortak bir çözüm üretebilmek için konuşmak gerekir. Kişi işverense, yanında çalışanların özel durumlarına hiç mi hiç girmemek gerekir.

2. Komşu ya da akrabalarla arasında geçen konuşmaları kadının kocasına olduğu gibi aktarması aile ilişkilerine zarar verebilir. Kişilerin olumsuz yönlerinden sürekli bahsetme neticesinde kocanın karısına karşı güvensizliği artar. Bir süre sonra da karısını dinlememeye ya da tartışmaya başlar.

3. Mesleki, edebi, dini, ahlaki konuşmaların yapılması eşlerin birbirlerine olan bağlılıklarını artırır. Birbirlerine olan güven duygusu gelişir. Aile ortamını sıkıcılıktan kurtarır ve ilişkinin gelişmesine katkıda bulunur.

4. Kadını da erkeği de ilgilendiren meselelerde ortak kararlar alınması saygıyı artırır. Bir yere gidileceğinde, eve bir eşya alınacağında, çocuklarla ilgili karar verileceğinde ortak karar almaya çalışmak elzemdir. “Ben hiçbir şeyi karıma danışmam” ya da “eve alınacaklara kocam niye karışsın?” gibi tavırlar, kopmuş bir evliliğin ilanından başka bir şey değildir.

5. Birbirine hitap tarzı da önemlidir. Bu hususta kültürel farklılıklar olmakla birlikte, isimle hitap yerine sevgi ve saygı ifade eden kelimelerin kullanılması veya ismin sonuna sevgi ifade eden eklerin getirilmesi (-cığım, -ciğim) her zaman için daha iyidir.

Kadınların yaptığı hatalar

Kocasını da ilgilendiren meseleleri ondan gizleyerek,

Parasını, hesabını, aldığı eşyaları kocasından saklayarak,

Komşu ya da akraba oturmalarında her duyduğunu kocasına anlatarak,

Tanıdığı/tanıştığı kadınların beğendiği ya da beğenmediği fiziksel özelliklerinden kocasına bahsederek,

Evde konuşmak yerine televizyon seyretmeyi tercih ederek,

Uzun seyahatlerde arabanın ön koltuğunda oturup, arabayı kullanan eşine yol arkadaşlığı yapmak yerine hemen uykuya geçerek,

Argo ve kaba konuşarak,

Kocasının akrabaları hakkında uygunsuz ifadeler söyleyerek, onları kötüleyerek.

Erkeklerin hataları 

Karısını sadece cinsel bir obje olarak görüp hiç sohbet etmeyerek,

Kaba ve argo konuşarak,

Televizyon, sigara ve çayı eşine tercih ederek,

Karısını dinlemeyerek,

Karısının akrabaları hakkında uygunsuz ifadeler söyleyerek, onları kötüleyerek.

Evlilikte çatışma ve çekişmelerin temel sebepleri:

Her evlilikte ufak tefekten başlayıp çok ciddi boyutlara ulaşabilen çatışmalar, atışmalar, tartışmalar olabiliyor. İdeali, bunların hiç olmaması. Ama aynı genetik kökenden gelen kardeşlerde bile anlaşmazlıkların olduğu düşünülürse, bu sorunu sıfıra indirebilmenin imkânsızlığı anlaşılır. Çözüm önerileri:

1. Sağlıklı temeller üzerinde kurulmayan evliliklerde bu sorunların tamamen ortadan kaldırılması beklenemez. Belki küçük önlemlerle asgariye indirilebilir.

2. Eşlerden biri kızgın olup patlamaya hazır bir bomba haline geldiğinde karşı tarafın çakmak rolü üstlenmemesi, sessiz kalıp ortalığın sakinleşmesini beklemesi gerekir.

3. Ortalık sakinleştikten sonra oturup, hatta bir çay ya da kahve içerek sorunun çözümü için adım atılması en iyisidir.

4. Otorite ve kariyer tartışmalarına evlilikte hiç girilmemelidir. Eşlerden birinin diğerinden fazla para kazanıyor olması, kariyerinin daha üstün olması, daha iyi dil bilmesi, eşinin bulunduğu seviyeye kendisi sayesinde geldiğinin iddia edilmesi, evlenmeden önce karşı tarafın çulsuz olduğu gibi yakışıksız ifadelerin kullanılması evliliği bitirmek için yeterli sebeplerdir. Evlilik bitmese bile onarılması zor yaralar bırakır. Yıllar geçse bile bu laflar hatırlatılır. Unutulmamalıdır ki, üstünlük ancak iyi bir ahlakla olur. İyi ahlak sahibi kimse de zaten bunu bir üstünlük vesilesi yapmaz.

5. Her iki tarafın da ailelerindeki noksan taraflar başa kakılmamalıdır.

6. Kendi ailesindeki üst düzey ya da varlıklı insanlar bir övgü vesilesi yapılmamalıdır.

7. Kadının yaptığı yemeklerin iyi olmamasından kaynaklanan sorunlara toplumumuzda sık rastlanır. Bunların bir kısmı gerçektir. Bir kısmında da erkek kadını ezmek için bahane arar ve yemeğin aslında eksik olmayan tuzunu bahane eder. Eğer gerçekten yemekler sorunlu ise kadına düşen rol, iyi yemek yapmayı öğrenmektir. Bu konuda o kadar çok televizyon programı ve kitap var ki, iyi yemek yapamamanın hiç bahanesi olamaz. Erkeğe düşen rol de kadını ezmeden, aşağılamadan bu konuda kendisine yardımcı olmak, bilgiye ulaşmasını sağlamaktır. Bazen de bölgesel yemek kültür farklılıklarından dolayı damak zevkleri eşler arasında farklıdır. Böyle bir durumda ise ara formül üretip orta yolu bulmak gerekir. Bazı lezzetler ise toplumun tüm kesimleri tarafından kabul edilir. O lezzetleri beğenmeyen kişiler, beğenenlere mutlaka ve mutlaka saygı duymak zorundadır. Mesela zeytinyağı hem sağlık açısından faydalı hem de çoğunluk tarafından beğenilen bir yağdır. Buna kimse itiraz etmemelidir. Oysaki kanola ya da kuyruk yağının beğenilmemesi normaldir. Kuru fasulye de iyi yapılmışsa Türk toplumunda genel kabul gören bir yemektir. Ancak enginar ya da kerevizin aynı ölçüde beğenildiği söylenemez.

Dr. Oktay Sarı

 

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile