Bazı çocukların gözleri mutluluktan parlarken bir çok miniğin yaşam gücünün kalmadığını görmek bana dehşet veriyor. Nasıl olurda küçük çocuklar hayata küser? Nasıl olur da, yalnızlık, gözyaşı, umutsuzluk çocuklara yoldaşlık eder? Çalıştığım okulda uzun süredir bir kız öğrenci ders bitiminde beni kapıda bekleyip, sessizce okul bahçesine kadar bana eşlik ederdi.

Sadakat ve dostluk birbirinden ayrı düşünülemeyen iki güzel terim. Eğer böyle bir dostunuz varsa çok mutlu bir insan olduğunuzu herhalde inkar edemezsiniz.

Bizi korkulu, kaygılı günlerimizde yalnız bırakmayan, ağladığımızda gözyaşlarımızı silip bize sımsıkı sarılan o güzel insanın kıymetini maalesef her zaman bilemiyoruz.

Mutlaka televizyonda Afrika’da açlıktan karnı şişmiş, minicik kurumuş bedenlerinde sineklerin gezdiği yoksul çocukları görmüşünüzdür ve sinirleriniz bozulmuştur. Sanırım, kalbinizde aynı benim gibi o an bir acı hissetmişsinizdir.

Her saniyede bir çocuk açlıktan ölüyor…
Dünyanın serveti toplam olarak insanların sadece yüzde 30'nun elinde, diğer yüzde 70‘i fakir, muhtaç ve hasta olarak yaşam mücadelesi içinde… Dünyanın tüm maddi nimetleri zenginlere.

Büyük aşklar bir ömür boyu sürer mi? Kalpleri birleştiren bu duygunun yerini bir gün umutsuzluk ve gözyaşı, hüsran ve hayal kırıklığının yer alması kaçınılmaz bir gerçek mi?
O derin gözlerinizin içine bakıyor ve buğulu gözlerle size ebedi aşkını ilan ediyor. Sensiz yaşayamam diyor, ölürüm diyor, size gökyüzünden yıldızları topluyor ve saçlarınıza papatyadan tac yapıyor…. Siz kendinizi toz pembe bulutların üstünde hissediyorsunuz ve mutluluktan uçuyorsunuz … “Bizi hiç bir şey ayıramaz” diyor. Bir gün geliyor seni horluyorsunuz diye yatak odasını terkediyor, hatta ev küçük diye bir otele gidiyor gecesini orada geçiriyor…. Ve siz gözyaşlarınızla o küçük odada geride bırakılmış, terkedilmiş bir eski oyuncak bebek gibi kulağınızda çınlayan unutulmuş ve mazide kalmış aşk beyanları ile yalnız kalıyorsunuz…

30
Dec

Hiç yaşadınız mı, hani bir duygu vardır, bir kibrit ile tüm dünyayı ateşe vermek ister insan? İyilik yaparsınız, kötülük görürsünüz, iyi niyetleriniz bir bir suistimal edilir ve dost bildikleriniz ilk fırsatta sizi bir kaşık suda boğacak düşman kesilir. Kıskanılabilecek neyiniz varsa, güzellik, mal mülk, başarı seven bir partneriniz vs. elinizden kaybetmeniz için uğraşır, sözde dost bildikleriniz…

Ve an gelir kendinizi sorgularsınız, anneden babadan, okulda öğretmenlerinizden ve büyüklerinizden aldığınız ahlak ve terbiyenin doğru olup olmadığını…

Günlük yaşamımızda ve aşk yaşadığımız insanlara partnerlerimize oynadığımız roller, bizi onlardan uzaklaştırdığı gibi, kendimizdende uzaklaştırır. Bir gün bakarız kendimizi tanıyamayacak kadar yabancılaşmışız. Aynada bu ben miyim diyerek sorgularken, pişmanlık duygusu yükselecek kalbimizden.  Neden gerçek düşüncemi söylemedim?, neden kişiliğimi koruyamadım? diye belki gözyaşı dökeceğiz. İşte en geç o an artık kendimiz olmanın, 'orjinal biz kendimiz' olmanın zamanı gelmiştir…