Hayatıma anlam yüklenen tarih: 31.05.2013…

Bu tarihten sonra yaşadığım en özel acı bile içimde bulantı yapıyor, kendimi suçlu hissetmemi sağlıyor. Arkadaşlarıma yakınmaya yeltensem; ‘Devrim yaşanırken, ölmek istemek niye?’ sorusuyla karşılaşıyorum. Kimse artık yüz kitabından (Çapulcu tayfası adına elbette) özel olgu paylaşmak istemiyor, niyetlenmiyor. Peki ben neresindeyim bu yaşananların?! Yetmiş kuzunun Gezi Parkı’nda eylem yaptığını öğrendiğimde; ‘Orada olmalıydım…’ dedim mi? vallahi hatırlamıyorum. Elbette taktir ettim. O gece olanları öğrendiğimde…

İşte o zaman ateş düştü içime, kızgınlık, çaresizlik…

Gözlerimin önünden gitmeyen ilk kare: ‘ Genç bir çocuk, yüzünde hayatımda gördüğüm en güzel ifade ile önünde barikat kurmuş polislere kitap okuyor. ‘ O çocuk kim bilmek isterdim, onu tanımak, elini sıkmak. Sonrasında sabaha kadar süren yoğun sanal medya trafiği, paylaşımlar, endişe, umut. Çapulcu olmaya karar verdiğim gecedir…

Ben de çıktım sokaklara; Gezi Parkı’nda, ‘Her yer Taksim her yer DİRENİŞ!’ nidaları atarken ironinin içini kazıdım

Lakin en gazlı günlerde yoktum orada, olmadım, olamadım, hayatımın her alanında olduğu gibi, hep yarımdım, tamamlanamadım. Bana bu direniş natamam kişiliğimin beni hiçbir yere götürmeyeceğini anlattı. İstikrarlı gençler, gençleşen yaşlılar, yok olmak istediğim zamanı yaklaştırdı. Tomanın karşısında göğsünü siper eden güzel kız, barikatların üstünde bayrağımızı tutan yakışıklı delikanlı, yoğun su ve gaza maruz kalan engelli dostum, çocuklarını almaya değil, onların yanında saf tutmaya gelen yüce anneler…

Ben kimim, neyim? Ben, bu ülkede ortada yaşayan ve ne olduğu konusunda endişelere sahip bilmiyorum yüzde bilmem kaça sokacağınız o insanlardanım. Ben ihtilali de, doksanların bolluğunda şaşkınlığı da, milenyumun hazzını da bir potada eritememiş, özel hayatında yarası eksilmeyen, gelecek korkusundan altına eden ve asla sevilmeyeceğini düşünen yaşlanmaya yüz tutmuş bir kadınım ama ben NEYİM?! Peki siz, neredesiniz, korkuyor musunuz, ümitli misiniz, yoksa bu olanlara kızan taraf mısınız, oy verdiğiniz partiye kızan tarafa yaptığı haksız direniş için bağırıp, çağıran evde zor tutulan taraf mısınız?

Ne zaman Karşıyaka-İzmir taraftarları gibi ikiye ayrıldık? Unutmayalım ki; bayrağımız bile iki renkten oluşur ve iki unsur gökyüzünde yer bulur, orası bizim sınırları olmayan yerimiz değil midir? Ne zaman ölümün ortak paydamız olduğunu hatırlayıp canlıdan öte ve gayrı olmadığımızın idrakına varacağız? İçe dönüp kendi özeleştirimizi yapma kolaylığı bize zor mu geliyor?

Diliyorum, istiyorum:

YÜZDE YÜZÜ GÖRECEĞİMİ HAYAL EDİYORUM! ÇOOK MUTLU OLUYORUM

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile