Bu gece başka...Bu gece çok şeyi içime sindirdim, ölülerimi dirilttim, yanlışlarım için kendimden af diledim, affedildim, küslerimle barıştım, gidenlere hoşçakal dedim, herkesin mantığını anlamaya çalıştım, yargılarımı kasaya şifresini sonsuza kadar unutmak üzere kilitledim bu gece... Sosyal medyayı kullanış tarzımıza baktım, çok mutsuzuz, en çok da mutlu gözüktüğümüz fotoğraflarda, paylaştığımız her mesajda anladım ki çok yalnızız. Umudumuzu buradan koruyoruz, kaybettiklerimizi burda bulacağımızı umuyoruz. Buranın gerçek dünya olmadığını mı sanmak istiyoruz, yoksa biliyor muyuz aslında gölgelerde saklanan binlerce hayalkırıklığı burada da var...

Beyinde keşfedilen ve binlerce yılın getirdikleriyle dokunamadığımız, bizi hiçe sayarak hareket eden subliminal denilen o zıkkımın varlığını bilmek benim insanları eleştirmekten kaçınmamı sağlıyor artık. Bilgi denilen zararlı olguyu çoğalttıkça insan denilen yaratığın diğer canlılardan hiçbir farkı olmadığını anlamak, boşuna çabaladığımı ve yaşadığımı hissettiriyor bana. Şimdilerde sadece görevlerimi yapıyorum, hayatta kalmaya çalışıyorum, doğru denilen ama benim için hiçbir anlam ifade etmeyen eylemler üzerinden yürüyorum ki aman kimse zarar görmesin ben dahil, içimdeki kırılgan ve hisli çocuk kadın ölüyor sanki.

Diyorlar ki, geçecek...Geçen sadece saatler ve onun hızla bitirdiği yaşlarım. Değişen giden özgürlüğüm, yalnızlıktan zevk alma becerilerim, hislerim...Diyorlar ki başaracaksın...Başarmak nedir? Alışmak insanı başarıdan uzaklaştırıyor oysa...Sinmek sindirilmek kabul etmek...Yaralarım kabuk bağladı, ben geçti desem de izlerini görüyorum! Ben, arızalı sevmeyi bilmeyen bilemeyecek olan ben ve benden içeri subliminal ölmeyi bekliyoruz.

Hande Kısmet

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile