Konuşmak üstüne bir yazı, baştan geçersizdir. Çünkü, konuşmak bir eylem biçimi değildir, olgu değildir, durum değildir, yalnızca göstergedir. Hiçbir gösterge belirleyici değildir, konuşmak da öyledir. Yönlendiremez, belirleyemez yalnızca uyarır. Uyarı unutuşa açıktır. Bellek, uyarıları kayıt altına almaz. Konuşmaları da kayıt altına almaz bellek. Yalnızca, sözü kayıt altına alır. Konuşma, tepkisellik üretir, eninde sonunda tepkiye geçit verir. Bu tepki, fiziksel ya da psikolojik olabilir. Ama sözün yanıtı yoktur. Bellek, yanıtı verilmiş bir eylemi belgelendirmez, o nedenle bellekte yalnızca sözler yer alır. Yanıtı verilememiş, bir sızıya yol açan, acı veren sözler. Konuşmayla ilgili bir yazı da baştan ölü bir yazıdır. Bellek, yazana konuşmayla ilgili hiçbir veri sunamayacağı için, dile ait hiçbir canlı öğe yer almaz o yazıda. Resmidir ya da didaktiktir konuşma üzerine yazı. Ve okunur okunmaz, ancak bazı sözcükler anımsanabilir.