Cehennem gülüşü, ufuk açıcı bir deneyimdir. Gündelik hayat içerisinde, herhangi bir anda, herhangi bir kişiden doğabilir bu gülüş ve yöneltildiği kişi için ilk başta hep acıtıcıdır. Çünkü, yüzeyinde alay ve küçük düşürme vardır. Hep bir neden aranır, gülünüş için. İçsel mekanizmalar devreye alınır. Çok geniş bir tarama yapılır zihinde. Ama çoğu zaman hiçbir sonuca ulaşılamaz. Belki de gülüşün sahibinin de hiçbir zaman açıklayamayacağı özgün bir nedendir o…

Bir, insan gizleyemez anıların izlerini, bir de odalar… İnsan yüzüyle başlar anıların izlerini yansıtmaya, odalarınsa önce duvarları çatlar. Kimi zaman da, izler içerde oluşur, yüzde hiçbir şey görünmez. Tıpkı, eski ama eskiye ait hiçbir belirti taşımayan duvarlar gibi. Çünkü asıl çalkantı, çepherin arkasındadır ve hasar tuğlalarda oluşur. İnsan, anılarının sayısı arttıkça yaşlanır, odalarsa çökmeye yüz tutar. İster içerde oluşsun ister dışarıda kimsenin beklemediği bir anda yüz solar, duvar yıkılır, yüz ve oda metruk olur. Her iki durumda da iz her şeydir. Zamana koşut olarak gelişir ve biçimlenir. Sonucu ölümdür.

Ölümsüzlük arzusu, en temel içgüdülerden birisidir. İnsanlık kadar eski bu arzunun kodları, kişinin yaşamının, mevcut haliyle sonsuza dek sürmesine yönelik değildir. Aksine, yaşamın başka bir görünüm ve içerik almasını ifade eden umutla ilişkilidir. Kişinin yaşamını değiştirmek istemesi, kendisiyle ilgili başka bir biçim ve anlamlar dizgesine yoğun bir ihtiyaç duymasından kaynaklanır. Herkes, ne değilse o olmayı istemektedir aslında. Çünkü, öteki, aynadaki görünmeyen yüzdür. Gizlenilen, düşlenilen, günün birinde gerçekleşeceğine dair inanç duyulan tasarımdır. O tasarım ne kadar belirginse, kişinin suçluluk duyguları da o derecede yoğun ve etkindir. Yaşam, hiçbir zaman tasarlanan niteliğe ve biçime ulaşamaz. Bu, insanın diğer canlılardan farkını da oluşturur gerçekte, çünkü, akıl gerçeği her seferinde yırtar ve kişiye başka bir dünyanın izlerini perde arkasından ‘gölgelerin diliyle’ aktarır. Tasarlanan yaşama ulaşamayış, ölümsüzlük arzusunu daha da körükler ve perçinler.