Kızıl ayaklar…

İnce kum tanelerinde tozu dumanı sineye çektim…

Başı ters dönmüş bir kırlangıç bakıyor bana…

Ben ahmak kabile reisi…

Yağmurlar İçime yağıyor…

Kırlangıç kızıllığı…

Çünkü kendini aldatmakla başlıyor geçmiş…

Gerçek olan ne?

Başın dönüşü mü…Kirlenmişliğim mi yoksa…

Sokaklar birbirini keserdi… Ben seke seke eve kaçardım… Böğürtlen kokusu özlemiyle…

Cezam “sus”la kesilirdi…Ben kendime kaçardım…

Ondan ahmaklığım kalıcıdır benim… Bir kırlangıç kızıllığında bulduğum ve yeniden unuttuğum…

Toza toprağa karışmışlığım…

Geçmişim…

2) Sayıklamalarla kurdum adımı… Ne zaman bir çirkef sıçrasa bana bulaşır…

Ne zaman bir meczup yürüse ben ona bulaşırım…

Yıldız kakmalı saatim. Hep 11’i gösterir…

Ben her gece 11’de ölürüm…

Kızıl kırlangıç…

Kum tanelerine gizlenmişliğim…

Bir insanda bin kişilik…

Bir kişilikte bin ben…

3) Yine de çoğulum diyemem…

Denizler devşiririm kendime…

Kıyılarında batar çıkarım…

Bir deniz anası alay eder benimle…

Bin benim sığınır…

Bir ben savunurum... Kızılın kırlangıcı…

Kum taneleri ayrışıyor…

Çöktükçe ve yenilendikçe ben…

4) Ahmaklığımın ağıdını söyledim…

Sokağa sere serpe uzandım…

Üstümden dünya geçti…

Geçmişim…düşlerim…yaşanmamışlığım ve ahmaklığım geçti…

Ağıdımda bunları da söyledim…

Gök dinledi…Deniz dinledi…Dağ dinledi.. Bir ben dinlemedim…

Çünkü ahmaklığım kalıttır benim…

Nasıl ki böğürtlen kokusu…

Elimden kayan…seyrettiğim ama dokunamadığım kalıtsa..

Kızıllık ve kırlangıç…

Kum tanelerinde sekişim…Bine bölünen yüzüm…

5) “Sus”la cezalandırıldım…Susmadım…Sürüldüm…

En ıslak yerine denizin…

Kum taneleriyle oynadım…Kırlangıcı kızılca sevdim…ahmaklığımı da…

Reisliğimi kırlangıca verdim… Denize boylu boyunca uzandım...Bir dağa…Bir göğe…

Hüseyin EKMEKCİ

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile