Bir çocuk arsızlığıyla yaklaşmalı hayata. Canın çok yansa da, gözyaşlarını bir çocuk vakarıyla tutabilmeli, içindeki acıyı çocuk saflığında kine dönüştürüp, sana vuranın gözünün içine baka baka haykırabilmeli.

Acımadı ki, acımadı ki, acımadı ki! Hak etmediğini düşünsen de, bir çocuk gibi bunu sorgulayamamalı. Nedenini, nasılını araştırmamalı belki de. Tek bir tepki olmalı, dimdik, ayakta, gözünün içine baka baka... "Beni yıkamazsınız, vurun ulan vurun, ben kolay ölmem" diyebilmeli.

Bunun bir süreç olduğunu, biraz sonra yüzündeki acının geçeceğini ve oyuna kaldığın yerden devam edeceğini bilmeli. Yüreğindeki acıyı saklayabilmeli. Unutmalı. Geldi, geçti üç beş günlük fasıldı, mantığıyla bakmalı hayata üstadın gözüyle. Diğer çocukların arasına karışıp oyuna dönmeli.

Unutmalı, unutturmalı...

Unutmalı ki; unutulsun yaşananlar. Unutmalı ki, unutulsun onurunla oynandığı, unutmalı ki; dost ağlamayı kessin, düşman sevinmeyi. Ayakta kalmalı. Sana yaslananları, senle gölgelenleri, senle yeşerenleri öksüz koymamak için, sana bakıp sevda şiirleri yazanları ilhamsız bırakmamak için, senin dalında sallanan bebeleri uykusundan etmemek için, aşıkların üzerine sevgi dolu baş harflerini kazımaları için; koca bir çınar olmalı, dal, budak sarmalı, büyümeli. İnanmalı.

Seni Yaradan’ın seni başı boş bırakmayacağını, seni unutmayacağını, seni yaratarak sana ne kadar değer verdiğini, sana kulum diyerek hep yanında olduğunu, O’nun Vedud olduğunu ve seni en çok O’nun sevdiğini, en çok O’nu sevmen gerektiğini bilmeli, inanmalı. El açmalı, yüz sürmeli, yaşlı gözlerle dua etmeli, yalnız O’ndan dilemeli ve verdiğine razı olabilmeli, razı olabilmeli, razı olabilmeli... Olabilmeli, inanmalı, sığınmalı...

Herşeye rağmen, üstüne gelenleri, seni tekrar aşağılamak, durdurmak, engellemek, sana bir tokat daha atmak isteyenleri bile hoş görmeli. Gelenin onlardan olmadığını fark etmeli. Dilemezse yaprak kımıldamayacağını bilmeli. Hayır da ondan, şer de, bilmeli. Değil mi ki, bu imanın işareti? O zaman hangi kul sana kötülük edebilir, hangi kul canını yakabilir, kim sana dokunabilir, kim yaprağını, dalını koparabilir, kökünü söküp atabilir; O dilemezse?

Güçlü olmalı.

Dimdik ayakta durmalı. Işıldayan gözlerle bakmalı. Maddenin arkasındaki mana perdesini görebilmeli. Lütfunu da, kahrını da sevebilmeli. “Lütfun da hoş, kahrın da hoş” diyebilmeli.

Ve en sonunda seni senden edenlere, sana acı verenlere, sana kötülük yapabildiğini, sana hükmedebildiğini, herşeyi kendi kudretleriyle yaptığını sananlara bakıp haykırabilmeli.

Acımadı ki, acımadı ki, acımadı ki!

Neslihan Sultan PALA

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile