Umudunu kaybeden insana hiçbir şey sunamazsanız. O tüm alıcılara gözünü kulağını kapamıştır ve hiçbir şekilde ona ulaşmanız mümkün değildir artık. Umudunu kaybeden insanın dünya yansa umurunda değildir. Onun dünyası umutları ile birlikte kaybolup gitmiştir fezanın derinliklerinde ve bir kara deliğin büyüsünde yok olmuştur zahirde.

Umudunu kaybeden insanın önünde iki seçenek vardır. Ya bütün gemileri yakacak, herkese sırtını dönecektir. Ya da tüm hayatını başkalarına adayarak kendisi için hiçbir hayal kurmadan, kendisi için hiçbir şey istemeden ve beklemeden yaşamaya çalışacaktır.

Bundan yola çıkarak denilebilir ki umudunu kaybeden insan ya çok kötü-duyarsız yüreği kapkara bir insana dönüşecektir ya da kendini tüm insanlığa adayan bir iyilik hizmetçisine.

Unutmamalıdır ki kendini sevmeyen bir insan başkasını sevemez, içinde mutluluğu taşımayan biri kendinde olmayanı bir başkasına sunamaz. Umut ancak canlı kalplerde var olabilir ve umut insanı yaşatır. İki ucu keskin kılıç olan umut varlığıyla ne kadar yükseklere taşıyorsa yokluğuyla en aşağı basamaklara kadar yuvarlayabiliyor insanı. Bazen en büyük mutsuzluğunu insana kırılan umutları beraberinde getiriyor.

Burada da karşımıza yine ifrat ve tefrit kavramları çıkıyor. Hayattaki cüzi irademizin külli irade karşılığındaki acziyetini kabul ve tasdik ederek tevekkül edebilmeli insan. Elbette uçsuz bucaksız umutlara meyledip, rengarenk hayaller kurabiliriz ancak bütün bu hayallerin gerçekleşme noktasında Yaratıcı'nın öngördüğü kaderi asla gözardı etmemeliyiz. Bu noktada din büyüklerinin buyurduğu gibi umut ederken "hayırlısı" demeli, umudumuz kırıldığında da "hayırlısı buymuş" diyebilmeliyiz. Gerçek anlamda "kadere rıza göstermek" işte bu ölçü içinde vücut bulmaktadır.

Şüphesiz Vedud olan bizi herkesten herşeyden çok seven ve bizim herşeyden herkesten çok sevdiğimiz bir Yaradan'ımız var. İçimizdeki ışık söndüğünde O'na dönüp seslenebilmektir dua. Versen de güzel, vermesen de diyebilmektir. Sevgilinin kahrını da lütfunu da hoş görebilmektir. Sevgiliyi ve onunla gelen herşeyi (yaşamı) her haliyle sevebilmektir dahası kabullenebilmektir.

Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra siz yüreği engin okuyucularıma soruyorum. Umudumuz kırıldığında artık delhizlere yuvarlanacak mıyız, kapılarımızı ışığa, hayallere, varolmanın sevincine kapatacak mıyız, ya da kendimizi kayıtsız şartsız hizmete sunacak mıyız? Dilerim bu yazıyı okuduktan sonra bunların hiçbirini yapmayacağız.

Bu yazıyla birlikte geleni yine umutla karşılayalım. Her karanlığın ardındaki aydınlığı daha coşkun bir umutla karşılayalım. Hayat denilen dünya sahnesinde bize verilen süreyi en güzel şekilde değerlendirelim hatta sahnenin tozunu attıralım. İzleyenlerin yüreğinde bir coşku olalım ve alkışlarıyla yeni yeni umutlara kucak açalım ve açtığımız kucakta yanımızdaki yöremizdekileri de sahneye alarak alemi selamlayalım.

Neslihan Sultan PALA

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile