30
Ara

"Minik Bal Damlam" ile hafta içinde yaptığımız telefon konuşmasında, o hafta sonu için civardaki bir AVM’de bulunan bir sinemada gösterilen 5D filmi izlemeye karar vermiştik ki, ben de ilk defa bu tip bir aktivitede bulunacaktım…

Cuma akşam, her hafta olduğu gibi bana kalmaya gelen kızımla neşeli bir şekilde oturup sohbet edip onun favori müzik kanallarındaki beğendiği pop sanatçılarını dinledikten sonra odalarımıza çekilip yatıp uyuduk. Yatarken tek hedefim izin günüm olan cumartesi sabahı, en azından iş günü sabahları kalkış saatim olan 07.00 den bir kaç  saat daha geç kalkmaktı ki, …elbette olmadı.

Sabah saat 07.00 de kalkan kızımın "Hadi baba, filme geç kalacağız, hemen giyinip gidelim" diyerek beni tacize başlamasından sonra, benim "kızım ne olur biraz daha uyuyayım, daha çok erken, AVM sabah saat 10.00’dan önce açılmıyor." demem, elbette hiç bir işe yaramadı … Onun inatçı tavırları karşısında 5-10 dakika daha yatakta dönüp durduktan sonra, haftada sadece tek gün babasına naz yapabilen güzel kızımın hatırına 07.15 gibi yataktan çıktım. Enerjisine asla yetişemediğim biricik kızımın sadık bir neferi olarak, tek izin günümün fantastik aktivitelerine başlamış olduk.

Prensesin kahvaltısını bitirmesine müteakip saat 09.30 itibari ile AVM’nin kapısının önünde baba – kız beklemeye başladık, nihayet 10.00’da AVM açıldı ve biz çölde su bulmuşcasına büyük bir mutlulukla kendimizi içeriye attık. Öğrendik ki, sinema saat tam 10.00 da açılmıyormuş, tüm AVM’yi en küçük detayına kadar tavaf ettikten sonra, nihayet biletlerimizi alıp sinema salonuna girdik.

Garip bir platform üzerinde sadece 9 koltuk vardı. Ne bilirim ben 5D sinemayı falan, çocukluğumda 5D mi vardı? Birer de renkli gözlük verdiler elimize ve nihayet oturduk yerlerimize. İlayda çok mutlu, bense ne olduğunu anlamaya çalışan 5D özürlü bir baba ve film de  DİNAZORLAR ALEMİ !!!  Işıklar söndü, film başladı, filmle beraber üzerinde bulunduğumuz platform da altımızda dans etmeye … İlayda mutlu, güle oynaya filmi izliyor, bense başımıza neler geldiğini saf saf kavramaya çalışıyorum. Sandım ki, bu filmler 1,5 - 2 saat falan sürüyor, daha ne olduğumu anlayamadan ışıklar yandı, görevli gelip filmin bittiğini söyledi ne yani tüm bu tantana 5 dakikalık film için miydi ?? 

Saat daha 10.40 ve  ben enerjisi tavan durumundaki İlaydayla AVM’de bir başıma … Söylenebilecek tek şey İMDATTTT !!! dı benim için … "Hadi baba, şimdi de Lunapark’a gidelim" diyen kızımı kırmamak adına, ne yapalım çocuğun gönlü olsun diyerek oradan Lunapark’a gittik. İlayda ısrarla çarpışan otolara binmek istedi doğal olarak direksiyona ben geçtim. Araba çalışmaya başladı, İlayda'nın mutluluktan ağzı kulaklarında, bense 13-15 yaşında genç çocukların gelip-gidip her çarpmasında içi dışına çıkan yaşlı amca tadında onlardan kaçmaya çalışıyoru. Ama ne fayda, kuyruğu yanmış kedi yavrusu gibi ben kaçıyorum, onlar kovalıyor. Yıllar gibi gelen bu kovalamaca sonrasında, sürenin bitişi ile çok az hasar aldığımı düşünerek derin bir oh çekmiştim, erken davranmışım! İlayda'nın "Hadi şuna binelim, bir de buna binelim vs..vs…" seslenişleri ile içim dışıma iyice çıkarak,  habire "YANDIM ALLAH" çeke çeke, prensesimin peşinde koşarak geçen günümü, onun mutluluğundan daha da mutlu olarak tamamlayıp annesine götürüp teslim ettim "minik bal damlamı ".

Kendi çocukluğum geldi de aklıma, sanki ben daha farklı şeyler yapıyordum 8 yaşındayken anneme ve babama. En saf, en masum haliyle tadını çıkara çıkara hayatı yaşamak ve  sevdikleriyle mutlu olmak, belki de çocuk olmak bu demek; şayet tarif buysa, insan "keşke hep çocuk kalsaydık" demekten kendini alamıyor…

 

Daima sevgiyle ve sevdiklerinizle kalın,

Nuri TANIR

 

 

 

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile