Sevgili kızım İlayda’nın, ne zamandır fazla kilolarıma kafayı taktığını 31 Mart 2012 günü yaşadığımız olay ile çok net olarak anlamış oldum … 31 Mart günü ziyaretime gelen kızıma en sevdiği makarnadan yapmış, onun afiyet ile yemeğini yemesini seyrederken kızımın ‘’ Babacım biraz daha yemek alabilir miyim? ’’  demesi  üzerine,  "tamam minik bal damlam’’  diyerek oturduğum koltuktan tam kalkmaya çalışırken(!!)  kızımın "üff baba, çok tombiksin, zayıfla biraz, daha oturduğun yerden kalkamıyorsun" demesi ile beynimden vurulmuşa döndüm.

 

Şaşkınlıktan,  "Ama kızım, bak sen de ikinci tabağı istiyorsun" deyince 'küçük cadı' nın  (cadı diyorum buna başka bir şey demek mümkün değil) verdiği evlere şenlik ve hiç beklemediğim bir cevap olmuştu; "çok yemek yemezsem senin kızın olduğum nereden anlaşılsın. Hadi baba, bak hala bekliyorum  yemeğimi". "Alp Kırşan gibi zayıf ol baba" demez mi, bir de üstüne üstlük. 

Hiç bozuntuya vermeden kızımın yemeğini verip doğru banyodaki tartıya koştum. Keşke koşmasaydım, gördüklerimi keşke hiç görmeseydim, o teraziyi hiç almasaydım yada süs eşyası muamelesine devam etseydim; ama sonuç ne ise o,  tam 122 kiloydum.  Hayranı olduğum, şarkılarını çalıp söylediğim, çok sevdiğim Elvis PRESLEY’in son günlerindeki halinden bile artık çok daha şişmandım, yani rock’n roll kralını müzikte değilse de kilo konusunda ezip geçmiştim…

 

Yine 31 Mart akşamı çok uzun süredir görmediğim üç üniversite arkadaşım eve ziyaretime gelecekti, tüm bu ruh hali içinde kızıma zayıflama konusunda "BABA SÖZÜ" verip annesine bıraktıktan sonra, eve dönerek  hazırlıklarımı tamamlayarak arkadaşlarımı beklemeye başladım. Bir süre sonra eve gelen kadim dostlarla sohbet muhabbet ederken arkadaşlarımdan çok kibarca da olsa fazla kilolarım hakkında yorumlar gelmeye başlayınca, anladım ki bir umut ‘’terazi kullanılmamaktan dolayı yanlış tartmıştır’’ tezim de çok hazin bir şekilde çürümüş oldu.

 

Kızım o masum, melek gözleri ile doğruları söylüyor, belli ki  takribi üç sene önce sigarayı bıraktırdığı babasına şimdide kilo verdirmeyi  iyiden iyiye hayata geçiriyordu. Tüm bu gelişmeler de benim hayatımdaki 31 MART VAKASI diğer tabiri ile Vaka-i  Hayriye  olayı olmuştu…

 

Ertesi sabah yani 1 Nisan 2012 tarihinde  122 kilo olarak başlayan günüme kızıma verdiğim söz için kızıma daha hoş ve bakımlı görünmek arzusu ile yeni bir yemek düzeni ile 1 NİSAN ŞAKASI tadında başladım… Takribi 5 ay içinde 122 kilodan 98 kiloya düştüm ki, minik bal damlamın hesabı ile daha 20 kg daha var…

 

Kızıma verdiğim sözümü büyük ölçüde tutmuş olmanın gururu ile, hep dediğim gibi yine diyorum ki ‘’ Sevgi Sözle Anlatılmaz ‘’.

Bu arada kızım bu aralar beni çok yakışıklı bulduğunu söylüyor, etrafta bulunan hanımlardan büyük bir özenle beni kendince koruyor… Kolay değil, artık eskiye göre çok daha fit bir babası var…

 

Sevgi ile sevdiklerinizle kalın

Nuri TANIR

 

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile