30
Dec

Son zamanlarda en sık duyduğumuz şey. Bize kötülük yapmış olan insanları affetmemiz ve özgür bırakmamız gerektiği. Bu çok doğru; birilerini affetmeden ya

şamak bize zarar verir. Bize ne yapmış olurlarsa olsunlar, onlara duymakta olduğumuz nefret, kafamızda evirip çevirip haince bir zevk duyarak yapmakta olduğumuz intikam planları, enerji dengemizi bozar ve bu nefreti uzun süre enerji bedenimizde taşımaya devam edersek, sonunda bizi hasta eder. Affetmek bu yüzden önemlidir.

 Hepimiz hayat koşuşturmacasının içinde yuvarlanıp gidiyoruz. Sabah kalkıp çayı demleyip, çocuklara kahvaltı hazırlayıp, onları okula yollayıp, koştur koştur giyinip işe gidip onlarca mesaj, onlarca telefon arasında iş yetiştiriyoruz. Çalışan kadınlar da çalışmayan kadınlar da aynı şekilde nefes almadan koşturup duruyorlar. Çalışanlar hem işyerinde performans gösterip, hem eve gelip herşeyin düzenli bir şekilde yürümesini sağlarken, çalışmayanlar da aynı tempoda çocukların doktorları, veli toplantıları, kuru temizlemeye verilecekler, alınacaklar, market alışverişi, eve yetiş okuldan dönen çocukları karşıla, doyur, perdeleri yıka, kendilerine çıkarabildikleri kadar iş çıkartıyorlar ve nefes almadan günü akşam ediyorlar.

Çocuklarımız iyi eğitim alsınlar, düzgün yetişsinler, hayatta başarılı olsunlar, iyi insan olsunlar istiyoruz. Peki mutlu olsunlar istemiyor muyuz? Şüphesiz, en çok istediğimiz aslında çocuklarımızın mutlu olması. Ama bunu onlara söylüyor, ya da davranışlarımızla gösterebiliyor muyuz? Ne olursa olsun ben, senin mutlu olmanı istiyorum diyor muyuz? Derslerin kötü de olsa, arkadaşlarından dayak da yesen, formanın dizlerini yırtıp eve de gelsen ben seni her zaman seviyorum ve bu gerçeği hiç bir şey değiştiremez diyor muyuz?

Japon bilim adamı Masaru Emoto, su molekülleri üzerine yaptığı araştırmalarda suyun canlı ve her duygu ve düşüncemize tepki veren ve hafızası olan bir madde olduğunu kanıtlamıştır. Su, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyalamakta bir şey söylendiğinde anında etkilenmektedir. Aynı yerden alınmış olan su örneklerinin önce doğal halleri ile fotoğrafları çekilmiş. Daha sonra bu suya dua okunarak, müzik dinletilerek, ya da kötü sözler söylenerek yeniden fotoğrafları çekilmiş ve görülmüştür ki sözle ya da niyetle suya odaklanıldığı zaman su kendi ifadesini değiştirmektedir.

Bu yazımda sizlere,  programıma yeni ilave etmiş olduğum ve Türkiye’ de sadece benim tarafımdan uygulanmakta olan bir teknikten bahsetmek istiyorum. Adı; kişisel geçmişi  değiştirme.   

 

Bu tekniği, uygulamakta olduğum EFT tekniğinden sonra, danışanlarıma açıklayıp, sadece gönüllü olanlara uyguluyorum. Kabul edilmesi ve uygulanması çok zor olan bu tekniğin etkileri çok derin ve köklü. Bu tekniği uygulamak için, danışanı yaklaşık beş dakika kadar meditatif bir halde tutmam gerekiyor.

İçinde büyüdüğümüz toplum, ne yazık ki bizi, sürekli diğer insanların bizim hakkımızdaki yargıları konusunda endişelenmemiz gerektiğini öğreterek büyüttü.

Çocukluktan itibaren kafamıza diğer insanların bizden daha önemli olduğu kazındı. Eve misafir geleceğinde evin en güzel örtüleri, yemek takımları onlara çıkartıldı. En güzel ikramlar misafirlere yapıldı. Misafir geleceğinde en güzel kıyafetlerimiz giydirildi ve onların yanında uslu, sessiz, hanım hanımcık durmamız öğretildi.