Bilinçaltı kavramı ilk olarak Freud tarafından ortaya atılmıştır. Freud'a göre bilinçaltına çocukluk döneminde atılmış olan tohumlar insanın tüm ilerki yaşantısını etkiler. Bu bulgu insanlığa sunulmuş müthiş bir hediyedir...

Özlem Hatipoğlu ve Şems Terlan'la Aşk, İlişkiler ve Sevgi üzerine...

-Eski ilişkimi bir türlü unutamıyorum! -Nedense hep bana değer vermeyen partnerler rastlıyor!

Kızım üç yaşındayken, sabahları yuvaya gitmemek için kıyamet koparıp yazın kışlık, kışın yazlık kıyafetleri giymek için tuttururken ve de sokak ayakkabısını evde, ev terliğini sokakta giymek ya da saçlarını taratmamak için çığlık çığlığa ağlarken, bu arada ben de ne yapacağımı bilmez haldeyken onun devam etmekte olduğu yuvada Etkili Aile İletişimi adlı bir kurs başlayacağını öğrenip kaydımı yaptırdım. Psikolog Birsen Özkan bize çocuklarımızla nasıl doğru iletişim kurabileceğimizi, onlara sözümüzü nasıl geçireceğimizi, onlara birey olma bilinci aşılamayı, onlarla konuşacağımız zaman dizlerimizin üzerine çökerek boylarına inip gözlerinin içine bakmanın gerekliliğini ve bunun gibi daha birçok şeyi öğreterek hepimizin hayatlarına dokundu; ona müteşekkirim. On bir hafta boyunca yeniden öğrenci olup, egzersizler yapıp, notlar tuttuktan ve öğrendiklerimi uygulamaya başladıktan sonra bir mucize oldu: Benim minik cadı kızım, her söylediğime ''Peki anne,'' diyen bir prensese dönüştü! Ve yıllar sonra bana ''Benimle bu iletişimi nasıl kurdun? İleride çocuğum olursa onu aynı senin beni yetiştirdiğin gibi yetiştirmek istiyorum,'' dedi. O an ne hissettiğimi tahmin edin; her annenin yaşamasını dilediğim bir an...

Şehirlerarası otobüslerle yolculuk yaptığımda hangi koltuğa boş bilet varsa alır, oturur ve yolculuk bitene kadar evimdeymiş gibi davranırım. Kitap okurum, müzik dinlerim, etrafı izlerim, yanımda kim varsa onunla sohbet ederim. Aklıma kaza gibi bir olasılık gelmez. Şoföre güvenir ve kendimi ona teslim ederim. Fakat konuştuğum birçok kişi, mutlaka en ön koltuğa bilet aldıklarını, gözlerini bir an bile yoldan ve şoförden ayırmadıklarını, bir kaza ya da şoförün uyuma olasılığını hiç akıllarından çıkartmadıklarını, yol 12 saat bile sürse, hiç uyumadan şoförle birlikte zihinlerinde otobüsü kullandıklarını söylüyorlar.

Bir şeyi çok isterseniz olmaz. Neden olmaz? Çünkü çok istiyorum demek “Bende yok,” demektir. “İhtiyacım var,” demektir. Her zaman söylediğim gibi, ne düşünüyor, ne söylüyor ve ne hissediyorsanız evren size onu verir. Bu yüzden bir şeyi istiyorsak “istiyorum,” demek yerine o şeyin frekansına uyumlanmanız gerekir. Bu uyumlanma için de “Bende zaten var, hem de çok var ve ihtiyacım yok!” yayını yapmalısınız. Bunu yapabilmek için söylediklerinize çok dikkat etmelisiniz.

Kimin ölmesinden korkuyorsunuz? Bazı insanlar annelerinin, bazıları babalarının bazıları çocuklarının ölmesinden korkuyorlar. Kardeşlerinin ya da yeğenlerinin ölmesinden korkanlar da var.