Mutlaka dikkatinizi çekmiştir, dedeler, anneanneler, babaanneler, kendi çocuklarını yetiştirirken göstermiş oldukları titizlik, özen, dikkat ve otoriteyi torunları üzerinde uygulamazlar hatta öyle ki bu durum, çocuğunu belli kalıplar içinde yetiştirmek isteyen anne-baba için can sıkıcı sonuçlar yaratır.

''Evde yapmasına izin vermediğim şeyi anneannesine gittiğinde rahatlıkla yapıyor. Annem çocuğu çok şımartıyor!'' şeklinde çok sayıda yakınmaya şahit olmuşsunuzdur. Kendi çocuğunu yetiştirirken son derece otoriter olan baba, torun sahibi olunca aniden ve tamamen gevşeyip onun her istediğini yapmasına izin verir hatta en olmayacak durumlarda bile torununun yaramazlıklarına göz yumar.

Bence birçok insan yaşlandıkça hayatı ciddiye almaktan vazgeçip onun aslında keyif alınacak bir şey olduğunu farkına varıyor, 'El alem ne der?'e takılmamayı öğreniyor. Arkada bırakmış oldukları yılların yaşayacaklarından daha fazla olduğunun farkına vardıklarında, bir iç hesaplaşma sürecine giriyor; ömürlerinin çoğunu, ciddi görünme, başarılı olma, toplum tarafından kabul görme, takdir edilme kaygıları içinde, çoğu zaman da yapmış oldukları hatalara pişman olarak geçirirken, birden anın keyfini çıkarmayı hep ertelediklerinin ve hayatı ıskaladıklarının farkına varıyorlar. Hayatlarına bir torun katıldığında ise, birden her şey değişiyor; onunla yeniden çocukluklarına dönüyor, kaygısız, ağız dolusu gülen, muzurluklar yapıp eğlenen birine dönüşüyorlar. Bu onlara, tam da zamanında gelen ve hayatı dolu dolu yaşamak gerektiğini hatırlatan bir hediye oluyor.

Toruna karşı hoşgörü sonsuz ve sınırsız çünkü kendi hayatları boyunca yapmaları gereken tüm işleri yaptılar; para kazandılar, ev aldılar, evlendiler, çocuk yetiştirdiler ve artık tüm sorumlulukları sona erdi. Sorgulamalar bitti, hesap vermeler bitti, iyi ya da kötü her ne yaşadılarsa hepsi geride kaldı.

Şimdi, kalan zamanın her anının tadına varmanın, yaşanmamış yılları telafi etmenin zamanı. Şimdi hayatın tadını çıkarma zamanı... Torun evi dağıttığında, üzerine bir şey döktüğünde, yemeğini yemediğinde bile ''olsun ne olacak ki?'' demeye başlarlar. Anne, ''üzerini yeni giydirmiştim!'' ya da ''halıyı yeni yıkatmıştım. Ortalık mahvoldu!'' diye çığlığı basarken, dedeler neneler, bu tepkinin anlamsız ve saçma olduğunun farkındadır. Evet halı kirlenmiştir ama temizlenebilir, kıyafet mahvolmuştur, yenisi giydirilebilir.

Onlar, yanlış yaptım, hata yaptım, kaza yaptım, beceriksizim, annemi üzdüm duygularını çocuğa yüklemenin hiçbir anlamı olmadığının farkına varmışlardır. Peki ya anne babalar; siz bu hoşgörüye, bu bakış açısına, bu bilince gelebilmek için torun sahibi olmayı mı bekleyeceksiniz?

Kurallar, kalıplar, yapılması gerekenler, hepsi tamamlandığında belki tam sizden istenildiği gibi bir hayat yaşamış olacaksınız, peki kendi istediğiniz hayatı yaşamış olacak mısınız? Mutlu bir çocuk yetiştirmiş olacak mısınız? Herkesin, torun sahibi olmayı beklemeden, gönül dolusu yaşama şansını kendine tanıması dileğiyle... Sevgiyle...

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile