8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Çeşitli etkinlikler düzenlenecek, toplantılar, konserler… Yetkililer konuşacaklar, yetkisizler konuşacaklar.

Etkili kişiler şunları diyecekler, etkisizler bunları diyecekler. Herkes bir şeyler söyleyecek, fikir beyan edecek, eleştirecek, söz verecek, şunu yapacak, bunu yapacak…

Teknoloji iyi bir şey, hayatımızı kolaylaştırıyor ama abartıyoruz, çok abartıyoruz. Yediden yetmişe bile değil, daha beş yaşındaki çocukların elinde cep telefonu, ipadler, tabletler. Yapmayalım, ne olur yapmayalım…

Atı yaşını iki ay sonra dolduracak olan yeğenimin elinde cep telefonunu görünce, üzüldüm, endişelendim. Yeğenim Nisa, bir haftadır yeni cep telefonunun sevinci içinde. Bense, “durum gerçekten kötüye gidiyor, bu kadarı da olmaz” diye hayıflanmaktayım. Teknolojik aletlere, özellikle de cep telefonlarına ve her tür bilgisayara yapışık şekilde yaşıyoruz. Bu kadar radyasyon, bizi ne hale getirecek hiç umurumuzda değil.

Çocukları koruyalım en azından. Ama onu da yapmıyoruz. Köle gibi çalışarak kazandığımız paralarla lüks tüketim malzemeleri alınca kendimizi iyi hissediyoruz ya, aynı şekilde iş yüzünden bütün gün göremediğimiz çocukları da oyuncaklarla, teknolojik aletlerle şımartarak yüreğimizi ferahlatıyoruz. Ama bunu yaparken onlara da kendimize de ne büyük bir kötülük yaptığımızı, hiç ama hiç umursamıyoruz…

Cep telefonunun uzun süreli ve sık kullanımı hasta ediyor, bu aletleri sürekli yakınımızda tutmamız, hatta gece yatarken yastığımızın altına koymamız gerçekten çok tehlikeli. Cep telefonu, kanser, beyin tümörü, yüksek tansiyon, genetik yapıda bozulma, sperm sayısının düşmesi gibi uzun vadeli birçok riskle karşı karşıya bırakıyor bizi. Kısa vadede yani kullanım sırasında günlük olarak gözlemleyebileceğimiz zararlardan sadece birkaçı baş ağrısı, kulaklarda çınlama,işitme kayıpları, konsantrasyon bozukluğu, hafızada zayıflama, yorgunluk, kalp ritmiyle ilgili sorunlar, kalp pilinin bozulması riski, kadınlarda düşük riskinin artması. Bunların hepsi çok önemli rahatsızlıklar. Lütfen sağlığımızı tehlikeye atmaktan vazgeçelim… Cep telefonlarını iş için kullanıyoruz, hareket halindeyken, dışarıdayken daha çok ihtiyacımız oluyor; ama bari evde daha az kullanmaya çalışalım. Ama nerdee, bütün gün elimizden düşürmediğimiz gibi, gece uyurken de ayrılmıyoruz bu teknoloji harikalarından. Çünkü çoğumuz çalar saatlerimizi çoktan attık, telefonların alarmıyla uyanıyoruz, o nedenle başucumuzda yatağımızın içinde, kendimize çok yakın tutuyoruz.

Velhasıl, neredeyse 24 saat hiç ayrılmadan, bir organımız, bir uzantımız gibi iç içe yaşıyoruz cep telefonları çeşitleriyle. Gece yatarken cep telefonlarımıza iyi geceler öpücüğü verecek ve sabah da ona günaydın diyerek yataktan kalkacak hale geldik neredeyse. Lütfen bu konuda biraz kendimize gelelim, işimize yarayan, hayatımızı kolaylaştıran sevgili cep telefonlarımızı gereksiz yere kullanmayalım, sürekli elimizde oyuncak gibi tutmayalım. Gece yatarken kapatıp kendimizden uzak tutalım. Ağlamazlar üzülmezler, rahat olalım Ve, lütfen ama lütfen çocuklarımızı cep telefonlarından uzak tutalım. Mümkün olduğunca geç tanıştıralım onları cep telefonları ve çeşitleriyle…

Selen Genç İletişimci, Adli Bilimler Uzmanı(M.A.).

11
Feb

 “Bu yağmur, ah bu yağmur, seni bana getirsin…” Dışarıda yağmur yağıyor, ben sevdiğim bir şarkıyı mırıldanıyorum… Kaç gündür yağmur yağıyor. Ne de güzel yağıyor. Yağsın, içimizi temizlesin. İçimizdeki bütün kederi, kırgınlığı, yorgunluğu, yılgınlığı alsın, akıtsın gitsin… Yağmur bizi bize getirsin…

24 Kasım Öğretmenler Günü geride kaldı, bir şeyler yazmak istemiştim, şimdi yazabildim.

Almanya’da geçti benim öğrenciliğimin ilk yılları. Dördüncü sınıfı orada bitirdim. Öğretmen deyince, okul deyince aklıma o yıllarım gelir ilk. Güzel anılardı.

10 Kasımlar’ın anlamını ve önemini öğrenerek, hüznünü yaşayarak yetişmiş biri olarak, bu konuda, okuldan da önce, bizlere vatan sevgisini, Atatürk sevgisini en sıcak ve en coşkulu şekilde aşılayan sevgili anneme birkez daha teşekkür ediyorum.

Nurlar içinde yat sevgili annem, yüreği ışıklı, ruhu coşkulu, sevgi dolu Cumhuriyet Kadını, Atatürk Türkiyesi Kadını…

Bugün 29 Ekim; "Cumhuriyet Bayramı" bugün...

Cumhuriyetimizin ilan edilişinin 89.Yıldönümü.

Cumhuriyet Bayramı'nın sokakta kutlanması, kutlama için yürünmesi, anıtlara çelenk konması yasaklandı!??

Günler, günler öncesinden valiliklerce açıklama yapıldı, "29 Ekim'de yürüyüşe izin yok", diye. 

Nasıl bu hale gelindi? Bir ülkenin en büyük bayramını kutlamak nasıl genelgelerle yasaklanabilir, anlaşılır değil. 

Bir millete milli bayramını kutlamak için "izin verilmesi, verilmemesi" tartışması akıl alır birşey değil.