Cumhuriyetimizin 90. yılını kutluyoruz bugün. Bu önemli günü, elimizde bayraklar, gururla, sevinçle, heyecanımızı hiç yitirmeden kutlayacağız.

Resmi kutlamalar son yıllarda kısıtlanıyor, okullarda, stadyumlarda, caddelerde geniş kapsamlı törenler yapılması engelleniyor, küçük çaptaki törenler de yetkililerin insiyatifine bırakılıyor.

 Sabah evden çıktım, aldım başımı, uzun uzun yürüdüm. Yürüdüm, yürürken de düşündüm. Fazla dalmışım düşüncelere, “biraz da etrafa kulak vereyim” dedim.

Geçen gün facede bir arkadaşın paylaşımını okudum. “İsveç’te çöp bitti” başlıklı haberde, çöplerini geri dönüştürerek enerji üreten İsveç’te yeteri kadar çöp çıkmaması sorun haline gelmiş, bunu çözümü için, komşulardan çöp ithal edilmeye başlanmış; aynı zamanda bundan para da kazanılıyormuş. Çevre ülkeler, çöplerini standartlara uygun bir şekilde alıp kullanan İsveç’e bunun için para ödüyorlarmış. Bir kez daha, “eller aya biz yaya” deyip iç geçirmekten kendimi alamadım.

Bayram öncesi, Atlas Yardım Derneği’nin “Bayramda Bir Çocuk Giydir” etkinliğine katıldım. Derneğin yöneticisi Ferda Hanım, nasıl canla başla çalışıyor, insanlara yardım etmek için, çocukları mutlu etmek için uğraşıyor.

Sesimi duyan var mı?

14 yıl önce, Ağustos ayının ortasında ne çok soruldu bu soru. Günlerce, günlerce. Umutla,” bir can, bir can daha kurtulabilir mi” diye yıkıntıların içine içine doğru bağırıldı: Sesimi duyan var mı???

Her bayramda olduğu gibi, ilk gün mezarlık ziyareti yaptık. Önce anneme gittik, oradan çıkıp, başka bir mezarlıktaki ablama. Onu da ziyaret ettik, bir baktık, az ötedeki bölüm, çocuk ve bebeklere ait. Minicik mezarlar. Geçen seferlerde bakamamıştım bile o tarafa. Ama bu sefer yürüdük oraya doğru.