Düşününce ne kadar zor… Söylemesi de öyle… Ama yazarken çok kolay… Klavyenin altı tuşuna basıyorsun ve yazılıyor. KANSER Kayınpederimi bu hastalıktan kaybettik. Çevremizdeki birçok insanı da... Kurtulanlar ve hayatlarına devam edenler de var. Mücadele edenler de. Çağımızın en çok karşılaşılan hastalıklarından biri... Uzmanlar daha da artacağını haber veriyor. Benimki tiroit kanseri.

11
Feb

 “Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz” demiş şair. Şarkılarda bazen pusu kurmuş yollara, bekliyor. Şimdilerde “Yalnızlığın çaresini bulmuşlar” diyerek ironi yapıyor kimileri. Kimi kalabalığın içinde yalnızdır. Kimi tek başınayken bile kendini yalnız hissetmez. Ben hiç sevmem yalnız olmayı. Hep çevremde insanlar olsun isterim. Dostlar, akrabalar, yeni insanlar. Onlarla konuşayım. Gülelim. Sohbet edelim. Yeni insan tanıma konusunda da ezelden beri iyiyimdir.

Büyük oğlum Kemal Atakan’ı hafta sonu Gaziantep’te İnşaat Mühendisleri Odası’nın düzenlediği satranç turnuvasına götürdük. Satrancı çok seviyor ve severek oynuyor. Oğlumun beyinsel gelişimi açısından ben de çok memnunum. Onu desteklemeye çalışıyorum. Turnuva Cumartesi ve Pazar günü 7 maç üzerinden oynandı. Eşim erken kalkmayı sevmediği halde oğlumun hevesini kırmamak için erkenden yollara düştü. Maçlar arasındaki bekleme süresi 3 saati bulduğu için sürekli gelip gittiler.

İnatçı bir insanım. Kolay kolay pes etmem. Eğer bir konuyu aklıma koyduysam sonuna kadar uğraşırım. Doğru bildiğimi savunurum. Yapılan bir hatanın takipçisi olurum. “Aman boş ver. Bu işten sonuç çıkmaz” diyenlere inat mücadele ederim.

Üç çocuk annesi biri olarak her şeyi tekrar tekrar yaşıyorum. Hamilelik, emzirme, ek gıdaya geçiş, bezden kesme, okuma yazma… diye sıralanıyor yaşadıklarım. Üçüncü oğlumda da bezden kesmeye sıra gelince hemen hazırlığımı yaptım. Lazımlıkları ve klozet oturaklarını çıkardım. Yatağına alez geçirdim. İki yaşını geçtiği için dönem de uygun diye haziran ayında alıştırmalara başladım.

Taşınma ve tayin denince bizim evde bir koli kokusu olur. Beş yıldır Gölcük’te kalınca koli yapma işine epey ara vermiştik. Ama tayin zamanı yaklaşınca eşim eve koli taşımaya başladı. Ben de tabi önce az kullanılanlar olmak üzere ne bulduysam sarıp sarmalayıp koliledim. Ama bir süre sonra bu kolilerden evde bir koku oluşuyor. Benim hiç sevmediğim bir koku. Taşınmayı, ayrılışı, dağınıklığı, hüznü hatırlatan bir koku…