Tiroit kanseri teşhisi ve sonrasındaki ameliyat aşaması sona erdi. Kontroller, taramalar bitti. Sonuçlara göre kanser bitti gitti. Darısı bu hastalık ile mücadele edenlerin başına. 18 Nisan’da ameliyat olmak için İstanbul’a giderken moralim gayet iyiydi. Hatta orada yapılan taramalarda tiroitlerin yanı sıra sol lenflerde de kanserli hücre tespit edilince moralimi bozmadım.

Ameliyatın boyutu ve tarihi değişti. 20 Nisan’da Maslak Acıbadem Hastanesi’nde iki tiroidim ve boynumun sol tarafındaki lenfler alındı. Doktorum Mete Düren’in dediğine göre ameliyat çok başarılı geçti. Ameliyattan 3-4 gün sonra uçakla İstanbul’dan Gaziantep’e dönmeme izin verdi doktorum. Sol tiroit kanserliymiş. Tekrarlama ihtimaline karşı sağ tiroit de alındı. 53 lenf düğümü temizlenmiş. 15 tanesi kanserli dokuymuş.

Artık ömür boyu tiroit hormonunu ilaç olarak dışarıdan alacağım. Vücudumun bu hormona ihtiyacı var. Dozunu da belirli aralıklarda yaptıracağım kan tahlillerine ve vücudumun vereceği tepkilere göre ayarlayacaklar. Ameliyattan sonraki dönemde epey ağrım vardı. Lenfler alındığı için başımın sol tarafı, saç diplerim ve sol omzum çok ağrıdı. Yatarken, kalkarken epey sıkıntı çektim. Ameliyattan sonraki aşama radyoaktif izotop almaktı.

Tiroit kanserinde diğer kanser türlerinden farklı olarak kemoterapi ve şua yani ışın tedavisi uygulanmıyor. Ameliyat sırasında görülemeyecek kadar küçük tiroit hücrelerini yok etmek için radyoaktif izotop denilen bir hap yutuyorsunuz. Benim için ameliyattan daha zor olan bu bölümdü. Bu hapı içince etrafımdakilere radyasyon yaydığım için bir sürü yasak listesi vardı. Hapı içmeden önce garip bir diyete girdim. Vücudumun tiroit yetersizliği yaşaması istendi.

Bu nedenle iyotlu tuz içeren bütün gıdalar yasaklandı. İyotlu tuz ile yapılan peynir, zeytin, salça gibi besinler yasaktı. Evde iyotsuz tuz ile yapılan yemekleri yedim. İyot tutulumuna neden olan limon gibi bazı besinler de yasaklandı. Süt, yumurta, balık, deniz ürünleri diye liste uzayıp gidiyordu. Bu arada iyice zayıfladım tabii.

31 Mayıs Cuma sabahı Gaziantep’in epey dışındaki tedavi merkezine gittik. Orada kurşun kaplı odada bir gün kaldım. İçtiğim hap kurşun kaplı özel bir koruyucu içinde geldi. Doktorum kapsül şeklindeki hapı o koruyucunun içinden garip şırınga gibi bir aletle çekti. Elime verdi ve yutmamı bekledi. Normal bir hastane odasına benzeyen odada artık tek başınaydım.

24 saat içinde sık sık duş aldım. Çünkü vücudumdaki radyasyon suyla atılıyordu. Tükürük bezlerimin etkilenmemesi için limon yedim. Bu arada da bol bol su içtim. Yemekleri kapının önüne bıraktılar. Ertesi gün doktorum üzerinde koruyucu giysiler ile kapıyı çaldı. Elindeki bir tarama cihazı ile vücudumdaki radyasyonu ölçtü. 4’ün altında olduğu için evime gitmeme izin verdi. Ama yine uzun bir yasak listesi ile yola çıktım. Çünkü tamamen radyasyondan temizlenene kadar insanlar ile temasım yasaktı. Özellikle çocuklardan uzak durmam gerekiyordu.

Çocuklarıma durumu açıklamıştım. Ama en küçük oğlum daha 3,5 yaşında olduğu için onunla epey sorun yaşadık. Ben yatak odasında tek başıma kalmalıydım. 15 gün boyunca banyo ve tuvaletin ayrı olması gerekiyordu. Benim evde bir odada tek başına olmama oğlum tepki gösterdi. Sürekli gelip kapının önünde ağladı. “Beni içeri almazsan ben de sana küserim” diyerek beni de ağlattı. 15 gün içinde arada odadan dışarı çıktığımda beni görüp koşmaya başlıyordu. Ona dokunmamak için ben de koşuyordum. Böyle bir oyun bulduk sonunda. Birbirimize dokunmadan ters taraflara koşmaca oyunu.

Bu süre de gelip geçti. Tecrit bitti. Nükleer Tıp’ta yeniden taramalar yapıldı. Verilen izotop başarıyla tutunmuş. Yani istenen tedavi sağlanmış. Eğer bu işlem başarılı olmasaydı tekrar o haptan alacaktım ve yine tecrit dönemi başlayacaktı. Benim tedavim artık bitti. Şimdi Ocak ayında tekrar tarama yapılacak. Yeni tiroit hücresi oluşup oluşmadığına bakılacak. Genel olarak böyle bir ihtimal yokmuş. Ama yine de önlem olarak kontroller devam edecek.

Başka bir kanser türüne yakalanma olasılığım herkes kadar. Özel bir durumum yok yani. Tiroit hormonunu ömür boyu hap olarak dışarıdan alacağım. Şu anda her sabah aç karnına bir buçuk draje hap içiyorum. İlerde artabilir veya azalabilir bu doz. Ben hap içme özürlü olduğum için bu biraz sıkıntı yaratıyor. Bazen unutuyorum. Hatırlayınca içiyorum. Boynumda sol kulağıma kadar uzanan çengel şeklinde bir ameliyat izi var. Doktorum scarex isminde iz giderici bir jel önerdi. Sabah akşam onu kullanıyorum. İlerde ne kadar iz kalacağını zaman gösterecek. Üç ayın sonunda kendimi iyi hissediyorum. Hayatıma aynen devam ediyorum.

Bu hastalık geldi geçti. Ameliyatım öncesinde, sonrasında, tedavi aşamasında o kadar çok arayan, gelen, mesaj yollayan dostum oldu ki. Bu benim için büyük bir kuvvetti. Hastaneye gelen yıllardır görmediğim dostlar da içimi ısıttı. Ameliyata giderken üç oğlumu kardeşimin eşine emanet ettim. Benim en küçük oğlumla yaşıt ikizleriyle beraber beş oğlanla mücadele etti. Sevda sayesinde gözüm arkada kalmadı. Ameliyata içim rahat olarak girdim. Ameliyat sonrasında da annem ve kayınvalidem Gaziantep’e geldi. Çocuklarla ilgilendi. İnsan böyle zamanlarda sevenlerinin desteğini görünce çok daha mutlu oluyor. Zorlukları daha kolay aşıyor.

Hastalıklar insana sağlıklı günlerin değerini gösteriyor. Önemsiz şeyleri dert etmemeyi öğretiyor.

Sizler de sağlıklı kalın ve hayatın her anının tadını çıkarın.

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorumlar  

0 #6 ümmügül July 30, 2013

Çok teşekkürler Şebnem. İnşallah yazılarım birilerine örnek olur ve bu hastalığın pençesinden kurtulurlar. Bu konuda biraz faydam olursa ne mutlu bana. Siz ve sevdikleriniz de sağlıklı ve mutlu olun.

 
0 #5 ümmügül July 29, 2013

Canım Sevdacığım, sağolasın. Ben bu yazıyı insanlar ağlasın diye değil, bilgilensin ve daha da güçlensin diye yazdım. Hastalıklarla mücadele etmek için moral şart. Bu yazı insanlara moral olmalı. Ben nasıl ameliyata süslenip, saçımı yaptırıp gezmeye gider gibi gittiysem, o şekilde de döndüm. Her şey beyinde bitmeli. Yoksa hayat çekilmez. Allah kimseyi sevdiklerinden ayırmasın. Çok öpüyorum. Allah seni de evlatlarından ve eşinden ayırmasın. Sağlıklı ve mutlu günler yaşayın.

 
0 #4 ümmügül July 29, 2013

Amin Nuray. Allahım tüm hastalara şifa versim. İnşallah geldi geçti ve bitti.

 
+1 #3 Şebnem July 29, 2013

Azim ve başarı dolu öykünüz hepimize örnek olaaktır.Sağlıkla kalın sevgilerr

 
+1 #2 Nuray July 27, 2013

Çok büyük geçmiş olsun, Allah bir daha yaşatmasın inşallah. Hastalıklar herkesten uzak olsun.

 
+1 #1 sevda July 27, 2013

senin gibi güçlü insanlar çok az bu hayatta ben yazını ağlayarak okudum hastalığının haberini aldığım ilk gün olduğu gibi.allahım seni çocuklarına ve eşine bağışladı.herşeye rağmen hep güçlü süslü tatlı çıtır kalman dileğiyle...

 

Güvenlik kodu
Yenile