28
Mar

Yeşil gözlü, yakışıklı BABAM. Hayatımdaki ilk kahramanım.

17 Kasım geçeli ne oldu ki şurada. Ama yokluğunun ağırlığı ne kadar büyük bir bilsen. İçimde anlatamadığım bir boşluk var. Giderek büyüyor ve her geçen gün acısı daha da artıyor. Hani zaman her şeyin ilacıydı? Doğru değil BABAM.

Günler yokluğunun acısını hafifletmiyor. Özlemini daha da çoğaltıyor. Teselli sözleri yetersiz kalıyor. Hala İstanbul’a gidince seni orada bulacakmışım gibi geliyor. 16 Kasım akşamı yaptığımız son görüntülü konuşma aklımdan çıkmıyor. Nasıl olur da saatler sonra senin ölüm haberini alırım? Kötü bir kabus gibi. Günler geçti ama hala uyanamadığım bir kabus. Halbuki o akşam küçük torunun Erdem Egemen acıyan parmağını sana bilgisayar ekranından uzatarak öptürmüştü. Ne güzel görünüyordun. Her zamanki gibi yakışıklıydın. Mavi gözlü Boşnak güzeli babaanneme benziyordun. Bir tek senin gözlerin yeşildi. Şimdi sen yoksun öyle mi? Bunu düşünmek, söylemek ve yazmak o kadar zor ki. Senin en çok ellerini severdim biliyor musun? Parmakların ne kadar biçimli ve güzeldi.

Terzi yamağı olarak işe başlarken ustan parmağını iple bağlamış. Bu yüzden hepsi yan yana düz durmazdı. Çocukken kızmıştım ustana biliyor musun? Niye babamın parmağının böyle yamuk durmasına neden oldu ki demiştim. Eline iğne batmasın diye yapmış ama yine de canın acımıştır diye üzülmüştüm. Şimdi hangi parmağının yamuk olduğunu hatırlamıyorum biliyor musun? Bana , “Kara kızım” derdin. Senin ve güzeller güzeli babaannem kadar beyaz tenli değilim diye.

Sonra Sevda ailemize katıldı. O da senin ikinci “Kara Kızın” oldu. Sen gidince Sevda ile birbirimize sarıldık ve “Bize kim kara kızım diyecek” diye ağladık biliyor musun? Bunları biliyorsundur di mi? Haberin vardır buralardan. Annem yokluğunu daha çok hissediyordur. Abdurrahman da öyle. Hakan’la ben evimizde çocuklarımıza yöneldik. Onların hengamesinde koşturuyoruz.

Ama senin çıktığın evde kalanlar için anılar çok daha ağır. Arkandan çok dua edenin var. Ne kadar iyi bir insan olduğunu herkes ağız birliği ile söylüyor. Öyle ölünün arkasından kötü konuşulmaz diye değil. Gerçekten öyle biri olduğun için. Semih ve Berkay seni uğurlarken gördüler. Ben de Kemal Atakan ile Devrim İlke’ye söyledim. Ama Erdem Egemen’e söyleyemedim. Ona ölümü anlatamadım. Sen gittikten sonra senin adını bir kaç kez andı. Sonra sormaz oldu. Geçenlerde oturduk konuştuk. Anlamış senin gittiğini. Sarıldık birbirimize. Sana dua ettik beraber. Dualarımız seninle. Anılarımızda hep yaşayacaksın.

Rahat mısın yattığın yerde? Manzaran çok güzel baba. Başucundaki erik ağacı çiçek açmış. Piyer Loti çay bahçesi de yakın. Haliç ayağının altında. Küçük yaşta geldiğin İstanbul’dan bir daha dönemedin Bursa’ya. Zaten ömrünün tamamı neredeyse İstanbul’da geçmiş.Artık memleketin orası.

Rahat uyu BABACIĞIM. Seni çok ama çok seviyorum. Sana layık bir evlat olacağım. Asil, gururlu, yakışıklı, merhametli BABAM.  

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorumlar  

0 #2 ümmügül March 29, 2014

Pınar canım, ben babanın senin evlatlarını gördüğüne ve seninle gurur duyduğuna inanıyorum. Her ölüm insanı yıkıyor. Evlatlarımız bize güç veriyor. Ne diyeyim. Ölümler karşısında çaresiz kalıyoruz. Anılar kalıyor elimize. Bir de yaşayamadıklarımızın ağırlığı.

 
0 #1 Pinar Dorman March 28, 2014

Ben babamı kaybedeli agustos ayında 24 sene olacak. Ve 24 senedir aynı duyguları yaşıyorum ben de. Ama çok şanslısınız ki, torun sevgisini doyarak yaşamış. Benim babam benim çocuğumu sağ omzuna, ağabeyimin çocuğunu sol omzuna oturtmak isterdi hep. Maalesef hiç birini göremedi... Teselli olmasa da, torunlarını görmüş olması size ayrı bir huzur versin dilerim.

 

Güvenlik kodu
Yenile