Nihayet beklenen tatil geldi ve karnemizi aldık. Bana ve kızıma göre ‘daha iyi olabir’ dediğimiz, babamıza göre ise oldukca iyi bir karnemiz var.

İkinci sınıfa giden kızımın ilk karnesi. Kızım karnedeki notlarından çok diğer arkadaşları gibi akıcı bir şekilde okuyabildiği için mutlu. Bense ondan çok daha fazla mutlu ve gururlu.

Kızım birinci sınıfta gerektiği gibi okumasını sökemedi. Bazı harfleri karıştırıyor hatta ters yazıyordu.  "P" ile "B" harfini karıştırması normaldi.  Ama "A"  ve "E" harflerini de ters yazdığı gibi okurken cümleyi başından değil sonundan başlayarak ters okuyordu. Bu sorunu fark eden öğretmenimiz bizimle görüştü. Kızıma göz ve kulak doktoruna götürdük. Sonra öğrenme güçlüğü olup olmadığını anlamak için test yapıldı. Bir sorun yoktu. Öğretmenimiz Pedagogtan  yardım alınabileceğini söyledi. Kızım pedagoga gitmek istemedi. Ben de zorlamadım ve kızımla düzenli olarak okumak için anlaştık.

Her gün okumayı denedik. Denedik diyorum. Çünkü bazı günlerde biz kitap bile açamadık. Kızım okumak istemedi. Nasıl olsa diğer arkadaşları gibi hızlı okuyamayacağını söyledi. Her zaman onu ikna etmek kolay olmadı. Böyle olunca da okumadığımız günlerin sayısı arttı. Onu okumak konusunda heveslendirmek için istediği oyuncakları aldım. Birlikte kitapcıya gittik saatlerce orada kitapları baktık, her istediği kitabı aldık. Bu arada bu kitaplar ‘kapakları hiç açılmayan ama her zaman dolaplarda yerini alan meşhur ansiklopediler’ gibi kızımın odasında duruyor. Bazılarını sadece kitapçıda alırken açıp baktı. Buna rağmen nasıl olsa bir gün okur umuduyla istediği her kitabı alamaya devam ettim.

Kızımla okuma zamanlarımız kimi zaman çok eğlenceli kimi zaman da sinir harbi şeklinde geçti. Dakikalarca ağzında çıkacak bir kelimeyi sabırla beklemeyi denedim. Beklerken dudaklarımı ısırdığım çok anlar oldu. Kızımın durumu daha da zordu. Okumak istiyor ama okuyamıyordu. Gözlerindeki umutsuzluğu sevgi ve şafkatle silmeye çalıştım. 

Zamanla kendimize göre teknikler geliştirdik. İlki her gün ne kadar olursa olsun mutlaka birlikte okuyacaktık. Kimi zaman bu inanın sadece bir kelime ile sınırlı kalıyordu. Sonra kısa cümlelerin olduğu kitapları seçtik. Hatta okuduğumuz kitapları defalarca okuduk. Bu kitapların tekrar okunması kızıma güven verdi. Daha önceden defalarca okuduğu kısa çümleri artık akıcı bir şekilde okuyabiliyordu. Sonra bir kelime kızım, bir kelime ben okumaya başladım. Bu arada uzun kelimelerin sırası kızıma gelirse onları da ben okuyordum. İlk başlarda her hatasını düzeltmeye çalışırken onun hevesini kırdığımın farkına vardım. Bu nedenle kimi zaman hatalarını görmezden geldim. Kızımın arkadaşları sayfalarca kitap okurken, biz bir kac satır hatta kelime ile okumalarımızı devam ettik. Okulda öğretmeninden alığı övgüler kızımın okuma isteğini arttırdı. Ve en sonunda Almanca’dan okumasını iyi bilen arkadaşlarıyla aynı notu almayı başaran kızıma inanılmaz bir güven geldi. Umutsuzluğa düşüp ‘ben hiç bir zaman arkadaşlarım gibi okuyamayacağım’ dediğinde okumayı devam ederse onun da arkadaşları gibi hatta daha iyi olabileceğini anlattım.

Kızım çalırsa başarabileceğini gördü. En önemlisi de buydu. Sorumluk sahibi olduğunu bildiğim kızımın okul hayatından artık fazla korkmuyorum. Okulunu, öğretmenlerini ve arkadaşlarını çok seven kızımın başarılı bir öğrenci olacağını biliyorum. Her anne gibi en iyisi olmasını arzu etsem de ondan hiç bir zaman mükemmel olamasını beklemdiğimi anlatıyorum. Hata yapabileceğini,  her zaman herşeyi bilmesinin mümkün olmadığını söylüyorum.

Kızım da eğlenerek öğrenme yolunu seçti. Bazen derslerinde hata yapsa bile ‘en azından okulda bugün mutlu bir gün geçirdim, arkadaşlarımla eğlendim’ diyebiliyor.

Hem çocuklar yaptıkları hatalarla daha fazla öğreniyor ve kalıcı başarılara imza atıyorlar. Herkesin öğrenme tekniğinin farklı olduğunu inanırım. Bu tekniği de en iyi çocuk kendisi keşfeder diye düşünüyorum. Biz iki yıldır sadece okumasını öğrendik. Ders çalışmaya sıra gelmedi. Ancak bu yıl ders çalışmayı geçebileceğiz. Ama bu konuda kızıma daha fazla özgürlük vermeyi düşünüyorum. Kendisinin ne zaman ders çalışması gerektiğini bilecek olgunlukta olduğunu düşünerek rahat ediyorum. Yoksa bir çocuğu yıllar süren eğitim boyunca devamlı ders çalış demek hem biz ebeveynler hem de çocuğuk için katlanacak bir durum değil. (Bu arada kızımın not ortalaması 1.5)

Bütün yıl boyunca tatili sabırsızlıkla bekleyen ailelere ve çocuklara, sağlıklı ve huzur dolu gönüllerince geçirebilecekleri bir tatil diliyorum.

Gününüz aydın, yaşamınız mutlu olsun.

Paylaşmak ister misin?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Güvenlik kodu
Yenile